şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Egitimli ve Egitimsiz Kadinlar Arasindaki Fark



Kadınların eğitim düzeyi arttıkça boşanma nedenleri de farklılaşıyor. İşte Türk kadınları üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına göre kadınlarımızın hali pür melali:

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yapılan Aile Yapısı Araştırması'nın ileri analizine göre, eğitimli kadınlar aldatılma ve şiddete maruz kalma eğitimsiz kadınlar ise çocuk sahibi olmama ve eşinin ailesiyle geçinememe gibi nedenlerle boşanıyor.

Türk aile yapısının genel görünümünü ortaya koymak üzere 2006'da gerçekleştirilen Aile Yapısı Araştırması'nın cinsiyet ve eğitim durumlarına göre analizi gerçekleştirildi.

Buna göre, ilk evlenme yaşı giderek artıyor. Türkiye'de erkekler için ortalama ilk evlenme yaşı 1990'da 26.1 iken 2000'de 26.9 oldu. Kadınların eğitim düzeyi arttıkça evlenme yaşı da yükseliyor. İlk evlenme yaşı eğitimsiz kadınlarda 18 yaş altı ve 18-24 yaş, eğitimli kadınlarda ise 18-24 ile 25-29.

Kadınların eğitim düzeyi arttıkça boşanma nedenleri de farklılaşıyor. Eğitimli kadınlar aldatılma, şiddete maruz kalma ve madde bağımlılığı gibi erkeğe bağlı nedenlerle evliliklerini bitirme kararı alıyor. Eğitimsiz kadınlar ise çocuk sahibi olmamak, eşinin ailesi ile geçinememek, ekonomik olarak evin geçiminin sağlanamaması gibi aileyle ilgili sebeplerden boşanıyor.

-EĞİTİMSİZ KADINLAR GAYRİMENKULE YATIRIM YAPIYOR-

Araştırmanın ileri analizine göre, eğitimli kadınların kişisel gelirleri 400-1200 YTL arasında değişirken, eğitimsiz kadınlar 400 YTL den az kazanıyor.

Kazanılan gelirle mülkiyet arasındaki ilişkiye bakıldığında kişisel gelirleri 400 YTL'den az olmasına rağmen eğitimsiz kadınların, müstakil ev sahibi olma oranı eğitimli kadınlardan daha fazla.

Eğitimsiz kadınlar geleceğin garantisi olarak bağ, bahçe gibi gayrimenkullere büyük oranda yatırım yapıyor. Eğitimsiz kadının hemen hemen hiç otomobili bulunmazken, eğitimli kadınlar da eğitimli erkelerle karşılaştırıldığında çok az miktarda otomobil alıyor.

Eğitim seviyesinin yükselmesi ile aile içi geleneksel rol ve statü dağılımında da farklılaşmalar görülüyor. Geleneksel rol dağılımı eğitimli ve eğitimsiz tüm kadınların ailelerinde yer alıyor.

Günlük, yiyecek, içecek alışverişini eğitimsiz kadının ailesinde erkek yaparken, eğitimli kadın bu işleri de üzerine alıyor. Fatura ödenmesi ise tamamıyla her tür eğitim düzeyindeki kadın için erkeğin görevleri arasında kalıyor.

-EĞİTİMLİ KADINLAR BOŞ ZAMANLARINI KENDİLERİNE AYIRIYOR-

Boş zamanlarında eğitimli kadınlar, kitap ve gazete okuyup, spor yaparken eğitimsiz kadınlar, sosyal eğlence olarak nitelendirilecek etkinliklerde bulunuyor.

Eğitimsiz kadınlar boş zamanlarını öncelikle eşi ve çocuklarıyla geçirirken, eğitimli kadın ailesinin dışında arkadaşlarıyla da boş zaman faaliyetlerine katılıyor.

Anne ve babayla hemen hemen tüm gruplar sıklıkla görüşmekteyken, kardeşler söz konusu olduğunda eğitimsiz kadının kardeşleriyle görüşme sıklığı ayda bir kez ya da senede birkaç keze düşüyor.

Kayınvalide ve kayınpederle en sık eğitimsiz kadınlar görüşüyor. Büyükanne ve büyükbabaları ise sıklıkla eğitimli kadınlar ziyaret ediyor. Eğitimsiz kadınlarda bu oran çok düşük düzeyde kalıyor.

Amca teyze ve hala dayı gibi akrabalarla görüşme sıklığı ise senede birkaç kez ya da ayda birkaç şeklinde olmak üzere değişkenlik gösteriyor. Komşularıyla en fazla görüşenler, eğitimsiz kadınlar.

Eğitimli kadınlar, hemcinslerinin çalışmasından yana tutum sergilerken, eğitimsiz kadınlar ise çalışma hayatında kadının yer almasını desteklemiyor.

Çocuklarımıza Dikkat!



Psikolog Eyüp Yeniyıldız çocukların suçtan korunmalarına yönelik dikkat edilecek hususları ailelerle paylaştı.

Ordu bölgesinde uzun süredir Suça karışmış ya da suçtan zarar görmüş
çocuklarla adli süreçte mesleki çalışma yapan Psikolog Eyüp YENİYILDIZ

Suça karışmış çocuklarda ortak olarak gördüğü en önemli özelliğin
parçalanmış aileden gelmiş olmaları ya da aile içi iletişimin zayıf olduğu
ebeveynlerin çocukları olduğunu söyledi.

Benim çocuğum kötü şeylere karışmaz demeyin!

Ailelerin eğitim düzeyi ve yaşadıkları sosyal çevre ne olursa olsun
çocuklarla iyi diyalog kurulmadığında gelişim dönemlerin belirli
bölümlerin de çocukların kolay bir şekilde suça karışabileceğini ya da bir
suçtan mağdur olabileceğini, belirten Yeniyıldız Çocuklarımızı
tehlikelerden korunmanın en etkin yolu onlarla kurulan sürekli iletişim
kurmaktır dedi.

Çocuk yetiştirmede işlerin her zaman yolunda gitmesini beklemenin doğru

olmadığını hatta gelişimin doğal gereği olarak bazen işlerin yolunda
gitmemesi gerektiğini bu dönemlerde ailelerin kaygıya kapılmadan
çocuklarını anlamaya çalışarak dinlemenin önemine değinerek; Sorun olmasın diye beklemek yanlış bir anlayıştır. Sorun ve problemler yaşamın normal akışında olur sorun ve problem çözme yetisini doğru davranış modeliyle çocuklarımıza öğretmemiz gerekir.

Çoğu zaman rutinleşen iş ve yaşam akışı içinde çocuklarımızın ihmal edilebildiğini ihmalin ise ileride telafisi güç sonuçlar doğurabildiğini; İstisnai aileler dışında (çocukları istismar eden aileler dışında) hiçbir ailenin çocuklarının suça karışmasını istemeyeceğine belirterek Gerektiğinde çekinmeden çocuk yetiştirme konusunda uzmandan yardım almaları tavsiyesinde bulundu.

Çocuklarımıza sevgi gösterimi konusunda cimri olmayalım

Çağrısında bulunan yeniyıldız.Yaşamın ilk yıllarında Çocuklara
gösterilmeyen sevginin ilerleyen yıllarda aileye ve topluma problem
davranış olarak dönmesinin olasılığına değinerek.

Ailelere şu önerilerde bulundu.

Sabırlı olun. Bir çocuk öfkeli olsa bile, kendisine konuşma zamanı
tanırsanız sakinleşecektir. Size bir sorunla gelen çocuk şikayetinin
ciddiye alınacağını hissetmelidir. Bir çocuk için kötü olan ilk şey ailem
beni anlamıyor düşüncesidir.

Çocuklarınızın arkadaşlarını tanıyın. Paylaştıkları ortamın nereler
olduğunu gözden geçirin. Çok sıkı şekilde dizlerinizin dibinde tutmaya
çalışmadan, orta bir yol izleyerek iletişim çevresini kontrol edin.
Çocuklarımızı suç ve suçludan korumaya çalışırken psiko-sosyal
gelişimlerini engelleyici yasak ve kurallarla dolu uzun bir liste yerine
karşılıklı diyalog ve önerilerle birlikte yaşamayı tercih edelim.