evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mumkunse 35'ten Once Evlenin



Başbakanlığın yaptığı araştırma, 'uyumlu evliliğin' sırlarını ortaya koydu. Buna göre kadınlar 20, erkekler de 30 yaşından önce evleniyorsa diğerlerine göre daha mutsuz oluyor.

Evlilikte en uyumlu dönem ilk 5 yıl. Beşinci yıldan sonra ise uyumsuzluk ortaya çıkıyor. Kişilikler oturduğu içinse 35 yaşından sonra yapılan evlilikler uyumsuz oluyor...

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun Hacettepe Üniversitesi'nde görevli 413 evli personel ve eşleri üzerinde yaptırdığı, "Evlilikte Eşler Arasındaki Uyum" araştırmasından çarpıcı sonuçlar çıktı. Doç. Dr. Arzu Şener ve Prof. Dr. Günsel Terzioğlu tarafından yapılan araştırmanın sonuçları şöyle:

Evliliğin ilk 5 yılında uyum en üst safhada. Daha sonra azalmaya başlıyor. 20'nci yıla girene kadar çiftler arasındaki uyum azalıyor, ancak 21 yıldan sonra uyum tekrar artıyor. Uyumun 6-10 yıllık evli olan gruptan itibaren azalmaya başlaması; ailelerin genişleme dönemine girmesiyle ekonomik ve psiko-sosyal sorumlulukların artması veya evliliğin monotonlaşması gibi nedenlerden kaynaklanıyor.

Erken evlilikler henüz kişilerin zevkleri, idealleri, standart ve amaçları şekil almadan, hayat felsefeleri, değerleri kararlılık kazanmadan kurulduğundan bu evlilikler sağlıklı olmuyor, eşlerin kaliteli ilişki ve iletişim kuramayacakları ihtimali ortaya çıkıyor. Evlilikte uyumun en düşük olduğu grup evlilik yaşı 15-19 olanlar. Kadınlar arasında evliliğini 20 ve üzeri yaşlarda gerçekleştirenler, erkeklerde 30-34 yaş grubunda yapanlar diğerlerine göre daha uyumlu çift oluyorlar.

Erkekler kadınlara göre, 'daha uyumlu ilişki yaşıyorum' diyor ve ilişki kalitesini daha iyi bulduğunu belirtiyor. Bu durum, aile içi ilişkilerin yapısından, kadınların aile içindeki statüsünden, evlilikteki beklentilerinin erkeklerden farklı olmasından, ayrıca kadınların evlilikteki sorunları erkeklere göre daha fazla önemsemelerinden kaynaklanıyor.

Gerek kadın, gerekse erkekler arasında ailenin toplam aylık geliri arttıkça evlilik uyumu da artıyor.

21 yıl ve daha uzun süredir evli olanlarda uyumun artması ise çocuklara ilişkin sorumlulukların azalması, düzenli ve oturmuş bir aileye kavuşmuş olma, iletişim ve paylaşım deneyimleri ile hatalara olan hoşgörülerin artması, hedef ve tutumların zamanla birbirine yaklaşmasından kaynaklanıyor. 35'ten sonra kişilikler şekillendiği için ortak bir hayat felsefesi geliştirmek zor görünüyor.

Evlilikte İhtiyaç Duyulan 10 Şey



Evlilikte kadının ve erkeğin psikolojik ihtiyaç duyduğu 10 şey nedir? İşte evlilikte kadın ve erkeğin öncelikleri...

Mutlu bir evlilik için eşlerin birbirini iyi tanıması gerekir. Uzmanlar, evlilikte tarafların iyi ilişki kurmasının, psikolojik farkındalık, duygusal kavrayış, bireylerin doğru analiz yapmasından geçtiğini açıklıyor.

Evlilikte tarafların iyi ilişki kurması, psikolojik farkındalık, duygusal kavrayış, bireylerin doğru analiz yapmasından geçer. Evlilik terapisinde uzmanlar taraflara, "Kendinizi ve eşinizi mutlu eden 20 şeyi yazın" dediğinde ilk seanslarda pek çok kimse 5-6 maddeyi bulmayan bilgiyi ancak verebiliyorlar. Evlilik danışmanlığı almayı yararlı gören çiftler seanslar ilerledikçe kendilerinde onlarca farkındalık oluşmaktadır.

İyi ilişki için gözlem becerisi şart!

Birbirlerinden beklentilerini ve şikayetlerini dile getirebilmek için iç gözlem becerisi kolay kazanılan bir maharet değildir. Ayrıca konuşmak dışında, fiziksel temas, hediyeleşme, hizmet davranışı, takdir, onay sözleri, nitelikli zaman geçirme hep sevginin dilleri olarak bilinir. Eşin hangi sevgi yolunu kullandığını anlayabilmek için evliliğe yatırım yapmak gerekir.

Kadının psikolojik ihtiyaçları

1- Sevgi ve şefkat ihtiyacı
2- İlgi ve destek ihtiyacı
3- İstendiğini hissetme ihtiyacı
4- Terk edilmeyeceğine inanma ihtiyacı
5- Çocuklarını büyütme sorumluluğunu paylaşma ihtiyacı
6- Açık iletişim ve danışma ihtiyacı
7- Güvenlik ve korunma ihtiyacı
8- Takdir edilme ve onay ihtiyacı
9- Evde eğlenme ihtiyacı
10- Parasal güven ihtiyacı

Erkeğin psikolojik ihtiyaçları

1- Özerklik (bağımsızlık) ihtiyacı
2- Kendine güven ihtiyacı
3- Cinsel mutluluk ihtiyacı
4- İlişkilerde sınır ihtiyacı
5- Saygı görme ihtiyacı
6- Mücadele ihtiyacı
7- Yetilerine inanma ihtiyacı
8- Adil davranma ihtiyacı
9- Dışarıda eğlenme ihtiyacı
10- Parasal özerklik ihtiyacı

Evlilikte Sevgi Nasil Canli Tutulur?



Eşler arasındaki sevgiyi canlı tutmak ve aşkı yaşatabilmek için emek ve çaba gerekir. Yıllarca bir yastığa baş koyan bir kadının kocası eve geleceği zaman heyecan duyması, kocanın da koşarak eve gelmesi için neler yapılabilir?

"20 yıllık evliyiz" dedi kadın. "Ama hâlâ eşim geleceği saat kalbim çarpar. O da beni görmek için eve koşarak gelir." Belki kimilerine garip gelebilir. "Böyle bir şey olabilir mi? Günümüzde sevgi mi kaldı? Deliler gibi seviyorum diyen nice çiftler, üç- beş ay sonra mahkeme kapısını çalıyor" diyebilirsiniz. Peki bu çiftler sevgilerini nasıl korumuş ve canlı tutmayı başarmışlardı? Bunun sırrı neydi?

Evet, sevgi kâinatın mayası olduğu gibi evliliğin de özüdür. Eğer bir şeyin özüne bakarsanız dış kabuğunun iyi-kötü-çirkin güzel olması sizi fazla ilgilendirmez. Mesela cevizin kabuğuna değil, özüne talip olan ondan faydalanır.

Şayet erkek, sevgisini eşinin dış güzelliğinden ziyade iç güzelliğine, yani güzel ahlâkına, şefkatine, nezaketine bina eder ve en önemlisi onu kendisine arkadaşlık edecek latif bir hediye olarak görürse o zaman samimi sevgi ortaya çıkar. Eşi de ona ciddi ve samimi hürmet ve sevgiyle karşılık verir. Yıllar geçip ihtiyarlasalar bile sevgileri eskimez ve eksilmez, tam tersine taze ve canlı kalır.

Önemli bir zattan gelen hediyenin maddi değerinden çok manevi değerine kıymet verilir. Bu hediye, o zatın somut bir iltifatı olduğu için yıllar geçse de o sevgide bir azalma olmaz. Tam tersine antika bir hediye olarak kıymeti daha da artar. İşte bir padişahtan gelen elmanın içinde kendi lezzetinden çok padişahtan gelmesinin zevkinin olması bunun içindir.

Eşler de birbirlerini şu karmakarışık dünya çölünde hayat fırtınaları arasında dayanacakları, koruyup kollayacakları, yalnızlıklarını, elem, keder, sıkıntı ve mutluluklarını paylaşacak bir hediye olarak sevmelidir. Kırılacak bir vazo, kuruyacak bir çiçek değil, daima canlı, ruhlu, hisli, heyecanlı, zevkli, latif ve eşsiz birer hediye olarak görmelidirler. Ya da kendilerine verilen bir emanet gözüyle bakmalıdırlar. O zaman bu sevgi, bir nevi ölümsüzlük sırrına erer. Böyle bir arkadaşlık zahiri ve dünyevi maksatlardan öteye geçer. Menfaatler çerçevesinde olmadığı ve araya riya girmediğinden halis, canlı ve daimi olur. Çünkü onlar, sevginin eskimeyen boyutunu yakalamışlardır. Birbirlerini adeta göz bebekleri gibi severler. Eşini göz bebeği gibi seven göz bebeğine zarar vermez, incitmez ve yıpratmaz. Görmese bile görmüyor diye çıkarıp atmaz.

Aksi halde sadece dış güzelliğe bina edilen sevgi, gençlik ve güzellik vaktiyle sınırlı kalır. Güzellikler kaybolmaya, gençlik yaşlılığa döndüğü zaman sevgiler serap, mutluluklar harap olur. Eskiyen ayakkabısını çıkarıp fırlattığı gibi eşini de terk edip gider.

Kadinlar Neden Daha Cok Konuşur?



İnsanın başına ne gelirse dilinden geliyor. Konuşma konusunda ise kadınlar erkekler fark atıyor.Kadınlar neden daha çok konuşuyor? Prof. Dr. Nevzat Tarhan yanıtlıyor:

İnsan beynini en çok çalıştıran eylem kelime üretmek. Sözcüklerin linguistik özellikleri sol beyne, anlam bölümü sağ beyne, duygular ise beynin derinliklerine yazılı. Sözcük üretirken hepsi birden ortak çalışmalıdır. Kadınlarda ve dişi hayvanlarda bu özelliğin biyolojik eğilim olarak üstün olduğunu görüyoruz.

KONUŞMANIN PSİKOLOJİK DİNAMİĞİ

1)Kadın üzüntülü olduğunda kendini iyi hissetmek için konuşma eğilimindedir. Erkek ise susmayı tercih eder.
2) Kadın yüksek sesle düşünür. Ne söylemek istediğini yüksek sesle araştırır.
3)İçtenlik ve paylaşımcılık hisleri kadını konuşmaya iter. Yakınlık ve yalnız olmama isteği konuşma ihtiyacını artırır. 4)Kadın bilgi paylaşımı için konuşur. Erkek için ise konuşmak sadece bilgi aktarma işidir.

ERKEĞİ KONUŞTURMA YOLLARI NELERDİR?

Erkeğin temel psikolojik ihtiyaçlarından bir tanesi bağımsızlık ve özerk olma ihtiyacıdır. Erkek bir kadına yakınlaştığında birden bağımsızlığının gittiğini düşünmeye başlar ve kendisini geri çeker. Bu geri çekilişte kadın onun üzerine giderse geri çekilme kovalamacaya döner. Erkekler konuşmak için konuşmazlar, konuşmak için bir nedenleri olmalıdır.

Zamanlama ve yaklaşım biçimi uygun ise konuşmaya başlarlar. Konuşması için bir erkeğin ilgi alanını bulmak gerekir. Erkek konuştuğunda baskı altında olmadığını hissederse açılmaya ve iletişim kurmaya başlar. Erkeği olduğu gibi kabul eden ve bunu hissettiren kadın eşinde olumsuz duygular uyandırmadığı için aranan eş olur.

Egitimli ve Egitimsiz Kadinlar Arasindaki Fark



Kadınların eğitim düzeyi arttıkça boşanma nedenleri de farklılaşıyor. İşte Türk kadınları üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına göre kadınlarımızın hali pür melali:

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yapılan Aile Yapısı Araştırması'nın ileri analizine göre, eğitimli kadınlar aldatılma ve şiddete maruz kalma eğitimsiz kadınlar ise çocuk sahibi olmama ve eşinin ailesiyle geçinememe gibi nedenlerle boşanıyor.

Türk aile yapısının genel görünümünü ortaya koymak üzere 2006'da gerçekleştirilen Aile Yapısı Araştırması'nın cinsiyet ve eğitim durumlarına göre analizi gerçekleştirildi.

Buna göre, ilk evlenme yaşı giderek artıyor. Türkiye'de erkekler için ortalama ilk evlenme yaşı 1990'da 26.1 iken 2000'de 26.9 oldu. Kadınların eğitim düzeyi arttıkça evlenme yaşı da yükseliyor. İlk evlenme yaşı eğitimsiz kadınlarda 18 yaş altı ve 18-24 yaş, eğitimli kadınlarda ise 18-24 ile 25-29.

Kadınların eğitim düzeyi arttıkça boşanma nedenleri de farklılaşıyor. Eğitimli kadınlar aldatılma, şiddete maruz kalma ve madde bağımlılığı gibi erkeğe bağlı nedenlerle evliliklerini bitirme kararı alıyor. Eğitimsiz kadınlar ise çocuk sahibi olmamak, eşinin ailesi ile geçinememek, ekonomik olarak evin geçiminin sağlanamaması gibi aileyle ilgili sebeplerden boşanıyor.

-EĞİTİMSİZ KADINLAR GAYRİMENKULE YATIRIM YAPIYOR-

Araştırmanın ileri analizine göre, eğitimli kadınların kişisel gelirleri 400-1200 YTL arasında değişirken, eğitimsiz kadınlar 400 YTL den az kazanıyor.

Kazanılan gelirle mülkiyet arasındaki ilişkiye bakıldığında kişisel gelirleri 400 YTL'den az olmasına rağmen eğitimsiz kadınların, müstakil ev sahibi olma oranı eğitimli kadınlardan daha fazla.

Eğitimsiz kadınlar geleceğin garantisi olarak bağ, bahçe gibi gayrimenkullere büyük oranda yatırım yapıyor. Eğitimsiz kadının hemen hemen hiç otomobili bulunmazken, eğitimli kadınlar da eğitimli erkelerle karşılaştırıldığında çok az miktarda otomobil alıyor.

Eğitim seviyesinin yükselmesi ile aile içi geleneksel rol ve statü dağılımında da farklılaşmalar görülüyor. Geleneksel rol dağılımı eğitimli ve eğitimsiz tüm kadınların ailelerinde yer alıyor.

Günlük, yiyecek, içecek alışverişini eğitimsiz kadının ailesinde erkek yaparken, eğitimli kadın bu işleri de üzerine alıyor. Fatura ödenmesi ise tamamıyla her tür eğitim düzeyindeki kadın için erkeğin görevleri arasında kalıyor.

-EĞİTİMLİ KADINLAR BOŞ ZAMANLARINI KENDİLERİNE AYIRIYOR-

Boş zamanlarında eğitimli kadınlar, kitap ve gazete okuyup, spor yaparken eğitimsiz kadınlar, sosyal eğlence olarak nitelendirilecek etkinliklerde bulunuyor.

Eğitimsiz kadınlar boş zamanlarını öncelikle eşi ve çocuklarıyla geçirirken, eğitimli kadın ailesinin dışında arkadaşlarıyla da boş zaman faaliyetlerine katılıyor.

Anne ve babayla hemen hemen tüm gruplar sıklıkla görüşmekteyken, kardeşler söz konusu olduğunda eğitimsiz kadının kardeşleriyle görüşme sıklığı ayda bir kez ya da senede birkaç keze düşüyor.

Kayınvalide ve kayınpederle en sık eğitimsiz kadınlar görüşüyor. Büyükanne ve büyükbabaları ise sıklıkla eğitimli kadınlar ziyaret ediyor. Eğitimsiz kadınlarda bu oran çok düşük düzeyde kalıyor.

Amca teyze ve hala dayı gibi akrabalarla görüşme sıklığı ise senede birkaç kez ya da ayda birkaç şeklinde olmak üzere değişkenlik gösteriyor. Komşularıyla en fazla görüşenler, eğitimsiz kadınlar.

Eğitimli kadınlar, hemcinslerinin çalışmasından yana tutum sergilerken, eğitimsiz kadınlar ise çalışma hayatında kadının yer almasını desteklemiyor.

Kadinlar Hayattan En Cok Neyi Ister?



İkbal Gürpınar kadınların hayattan istediği 3 şeyi yazdı... İşte yazara göre kadınların hayattan istediği 3 şey...

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale :

-Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der. 'Kadınlar hayatta en çok ne ister?' budur bilmek istediğim...

Bu sorunun yanıtını getir ; kurtar kelleni der. General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kaf dağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir.... Günlerce gecelerce at koşturur , cadıyı bulur ve sorar:

-Kadınlar hayatta en çok ne ister?
-Evlen benimle!!!!..... O zaman öğrenirsin ancak istediğini...

Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit'e ve :

-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!. Harun Reşit, generalin hayatını bağışlar ancak cadıya da evlenmek için söz vermiştir. İlk gece general bir bakar ki , o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş .

Cadı : - Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?..

General: - Sen bilirsin kararı kendin ver der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır....

SONUÇ:

1.Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2.Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3.İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında bir cadıdır. :)

Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz , zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir. Hayat kat kattır. Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır. Hayatınız seçtiğiniz kadındır!

Kadinlar ve Erkekler



Kadın ve erkeğin hormonal farklılıkları onları bir araya getirdiği gibi, birbirinden uzaklaştıran tuzak ve virajlarla dolu. İşte evlilik gemisini batıran nedenler...

Kadını mutsuz eden nedir? Erkeğe taht kuran kadınlar...

Evliliği sağlam temellere oturtmak için kadınla erkeğin birbirlerinin özlerini anlaması şart. Sevgi, özveri ve farkındalık isteyen evlilikte erkekle kadının dünyasına Prof. Dr. Nevzat Tarhan ışık tuttu. Kadınlar ne ister? Asırlar sürecek bir yazı dizisi olurdu herhalde. Kadınlar kadar karmaşık yapıya sahip olmayan erkekler de bu dizinin ana kahramanı... 'Ana' ve 'töre' aslında hayatımızın mihenk noktaları. Evlilikler parmak izi gibi çiftlere göre farklılık gösterseler de belli kurallar ve karakterler var başrollerde. İnsanı çözebilmek beynin tamamını anlayabilmekten geçiyor ki, o da henüz bilim insanlarınca aşılamadı. Bize kalan varolanı anlayabilmek. Erkekleri yetiştiren, onlara iyi ya da kötü baba, eş, evlat rollerini biçen de yine kadın.

KADINI MUTSUZ EDEN KENDİSİDİR

Sizce kadını en çok ne mutsuz eder?

İnsanoğlu sorunlarını çözümlemede mucize aramaya çok yatkındır. Kolay ve zahmetsiz çareleri çok sever. Meselenin sorumluluğunu kendi dışında bir sebebe bağlar. Mesela "büyü" der, "nazar" der, "sihir" der ve mesuliyetten kaçar. Bilhassa mutsuz olan kadınlar sorunu ekonomik problemler, eşinin anlayışsızlığı ve sevgisizliği gibi sebeplerde ararlar. Böylece hiçbir şey yapmamak için iyi bir özre sahip olurlar. Ancak bir insan kendini tanımayı başardıkça kendisine yardım edecek böylece başı daha dik duracak, daha güçlü ve mutlu olacaktır.

Kadınlar neden erkeklerden şikayet eder?

Bunun arka planında erkeklerin kendilerini beğenmesine olan ihtiyaçları yatar. Kadın erkeği değiştirmek için hep yakınır. Oysa sızlanmak yerine plan yapıp adımlar atsa daha kolay bir dönüşüm olduğunu görecektir. n Erkeğe bağlanarak kişilik kazanan kadın modelleri var.

Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kadın tarafından düşünülmek ve onun tarafından değer görmek erkek için hoş bir durumdur. Fakat bu tek taraflı işlerse bir müddet sonra erkek karısını yetersiz görmeye başlar. Kadın bir erkeğe bağlanarak değil, erkeğin eksiklerini tamamlayarak sevilir ve önem kazanır. Ama erkeğin de kendi eksiklerini tamamlamasına fırsat vermesi şartıyla. Kadın eşine bağlanarak şahsiyet kazanmak yerine kendisi olarak, kendisini geliştirerek, sosyal ve eğitici bir rol üstlenerek kalıcı bir yer edinir. Çünkü bağlanmak kolaycılıktır. Zor olan çaba sarfetmektir. Bu hem kendisini iyi hissetmesi hem de evliliğinin geleceği için faydalıdır.

ERKEĞE EVDE TAHT KURANLAR

Erkeğinin sözünden çıkmayan eşlerin psikolojini yorumlar mısınız?

Hayattan korkan, özgüveni eksik kadınlar eşlerinin her dediğine evet derler. Duygularını bastırırlar. Kendi kişilik sınırlarını yok sayarlar. Sabırlı olmayı, içine kapanık olmak olarak algılarlar ve ruh sağlıkları bozulur. Erkekde hep almaya alıştığı için bencilleşir. Eşinin duygularını önemsememeye başlar. Başka arayışlara yönelir. Eşinin haklı ve mantıklı isteklerine karşı kendi fikrini söyleyebilmesi kadının benlik saygısını artırır.

Evlilik gemisini ne batırır?

Beklentiyi yüksek tutmak. Herkesin çok başarılı olduğu bir aileden gelen veya mükemmeliyet duygusu yüksek bir kadın eşinin eksiklerine odaklanır. Sürekli onun başarısızlıklarını vurguladığından eşinin evi sığınak gibi görmesini engeller. Dürüst, çalışkan, şefkatli yönlerini göz ardı eder parasının azlığından yakınır. Birçok evlilik bu yüzden yıkılmıştır. Erkekte güvensizlik ve yetersizlik, suçluluk duyguları oluşturan, tatmin edilemeyen kadın geçimsiz olarak bilinir. Böyle bir zor kişilikte biriyle yaşayan erkeğin evlilik gemisini yürütmesi büyük beceri gerektirir.

EŞiM BENi ANLAMIYOR YAKINMASI

Ego ve kadın ürkütücü oluyor yan yana gelince ama, soruyoruz Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a, kadının ego doyumunu ne artırır? Kadınlar en çok erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığından yakınır. Kadının ilişkideki önceliği paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir.

Erkekler doyumu başarıda bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar. Bir kadın eşinin gelişmesine yardımcı olmayı, eksiklerini gidermeyi görev bilir, bunun için çalışır. Bu doğaldır. Kadın böylece eşini koruduğunu düşünür. Erkek ise karısını kendisinin yönettiğini düşünmeye başlar. Yeterli olduğunu kanıtlama çabasındaki erkeğe kadın yardım önerdiğinde erkek yetersiz algılandığını zanneder. Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu erkekte güçsüzlük duygusu uyandırır. Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, ‘kontrol bende’ duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir.

Kadınlar eşini iyi tanımalı!



ÖNCELİKLE her başarılı erkeğin arkasında bir kadının olduğu gerçeğini unutmayın. Kadınların, erkekleri çileden çıkartan en eksi yönleri, çok konuşmaları olarak gösteriliyor. Bunun dışında, eşinin, kendisi için vazgeçilmez olduğunu hissettirmeli. Enerjik, canlı ve pozitif enerjisi yüksek kadın, erkekler için mükemmel olarak değerlendiriliyor. Evlilikte yaşanan sorunları konuşurken, ortamı gerginleştiren kadınlar, erkeklerin en korktuğu kadın tipidir. Kadınlar daima bakımlı ve heyecanlı olmalı. Artık eski heyecanını kaybetmiş, bakım konusunu 3 ayda bir hatırlayan kadınlar, erkeklerin kendilerini aldatmasına zemin hazırlar. Bu nedenle, erkeğinizi iyi tanıyın ve ona yakın olmaya çalışın.

Evlilik ve ruh sağlığı



İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre evlilik, kadınların ruh sağlığı için faydalı, ancak erkekler için zararlı. Evli erkeklerin sevgilileriyle evlenmeden birlikte yaşamayı tercih eden erkeklerden daha fazla ruhsal sorun yaşadığı iddia ediliyor.

Londra'daki Queen Mary Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre kadınlarda bu durumun tam tersi geçerli. Evlenmeden bir erkekle birlikte yaşayan kadınlarda ruhsal problemler, evli kadınlardan daha fazla görülüyor. Uzmanlar, ilişkilerin evlilikle sonuçlanmasının kadının ruh sağlığına iyi geldiğine dikkat çekiyor. Bu arada ruhsal olarak en sağlıklı durumda olan kadınların ise yalnız yaşayanlar olduğu belirlendi.

4430 kadın ve erkek denek üzerinde, ilişki ve evliliklerin ne tür etkileri olduğunu araştıran uzmanlar, kadınlar için ‘‘güvenlik’’ duygusunun daha önemli olduğunu, erkeklerde ise ‘‘kıstırılmışlık’’ duygusunun büyük sorun yarattığını belirtiyor.

Araştırma, ayrılık ya da boşanma sürecinde de kadınların erkeklerden daha fazla etkilendiğini, depresyona girme riskinin daha fazla olduğunu ve daha uzun sürede iyileştiğini gösteriyor. Ayrılıktan sonra yeni bir ilişkiye giren erkeklerin de, ruhsal olarak bekar kalan ya da yeniden evlenen erkeklerden daha iyi olduğu belirtiliyor. Araştırmaya katılan kadınlar içinde ruh sağlığı en kötü olanların, boşanma sonucu yalnız kalan kadınlar olduğuna dikkat çekiliyor.