diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Göbek Yağlarından Kurtulun



Göbek bölgesi yağlanması, kalça yağlanmasından daha büyük bir sorun...

Lokal yani bölgesel olarak tâbir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülüyor. Nedenleri arasında ise yüksek şekerli yiyeceklerin fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma ve insülin dengesizliği ilk olarak geliyor.

İnanmak zor gibi geliyor ama insanın ince görünmesi için boyu ile kilosunun orantısı, vücut kitle endeksinin normal veya düşük olması her şeyin yolunda gittiğini göstermeye yetmeyebilir.

Gayet normal bir kilonuz olduğu halde pekala obez olabilirsiniz. Yani kan yağlarınız artmış, karaciğeriniz yağlanmış, kalp ve damar hastalıkları riski büyümüş, metatabolik sendrom belirtileri ortaya çıkmış olabilir.

Bu duruma "Normal ağırlık obezite sendromu" adı veriliyor. Ve tamamen vücuttaki yağ-kas-kemik ağırlığı orantıları ve yağların nerelerde toplandığı ile ilgili olarak ortaya çıkıyor. Nasıl mı? İncecik insanların bile vücudunda yağ oranı yüzde 30'u ve bel çevresinde toplanmış olabilir.

Vücudumuzdaki yağ oranı ne kadar yüksek ve orta kısmında, bel çevresinde toplanıyorsa, bir bakıma kanı zehirleyen faktörler de o oranda yükselmeye başlıyor. Özellikle "cytokin" olarak tanımlayabileceğimiz bu salgılar vücudumuzdaki şeker metabolizmasını, yağ metobolizmasını ve damarlarımızı olumsuz yönde etkiliyor. Bu süreç yuvarlandıkça büyüyen bir kartopuna benziyor. Ancak büyüyen kar kitlesi değil, kalp hastalıkları dolaşım sorunları ve metabolik sendrom tehlikesi.

Gayet zayıf insanlann da kalp hastalıklarına yakalanabildikleri ve belirli bir yaştan sonra nasıl kilo aldıklarını görünce şaşırırız. Oysa zayıf bile olsak göbek çevresinde ve bel bölgesinde yağlanma risklidir.

Çünkü vücudumuzdaki yağlar belirli salgıları olan tek bir organ gibi çalışırlar. Bel bölgesindeki yağlar diğer bölgelerdeki yağlara göre daha aktif ve zararlı olurlar. Kendi kendilerini beslerler. Birçok araştırma göbek yağlanması ile kronik iltihaplanma arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor.

Yani uzun lafın kısası bel çevresindeki yağlar çok fazla sorun yaratırlar. Vücudun yağlanması hipertansiyon, şeker hastalığı ve damar sertliğine yol açan tüm sorunları beraberinde getirir.

Diyetisyenlere göre doğru vücut ağırlığında olmak sağlıklı olmak demek değildir. Bu konuda vücut yağ dağılımı çok önemli, örneğin, bir bireyin yağ değerleri referanslar arasında olabilir fakat ayrıntılı ölçümlerde bu yağın çoğu göbekte birikmisse risk oluşturmaya başlar.

Özellikle ileriki dönemde şeker hastalığına, kalp hastalıklarına ve tansi¬yon problemlerine davetiye çıkarır. Eğer giydiğiniz pantolon ve etekler size dar geliyorsa bunu şişkinlik ve gaz problemi ile karıştırmayın ve mutlaka bir uzmana damsın" diyerek bu konunun önemine dikkat çekiyor.

İnsülin dengesizliği: (Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok Önemlidir. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Hareketsiz yaşam-ofis yaşamı: İdeal kilonun korunabilmesi için harcanan enerjinin alınan enerjiden fazla olması gerekir.Fakat son yıllarda maalesef alınan kalori miktarlarının fazla olmasına karşın harcanan kalori miktarı çok az bir seviyededir. Bu da doğal olarak obeziteyi beraberinde getirmektedir.

Düzensiz beslenme: Yoğun yaşamdan dolayı günü tek bir öğünde bitirmek, gün içinde çok aç kalıp tek bir öğüne fazlaca yüklenmek de metabolizmayı ve insülin düzeylerini bozmaktadır.

KİMLER RİSK ALTINDA?

1. Elma vücutlular: Bu gruba girenler özellikle dikkat etmeli. Çünkü elma vücutlu diye tabir edilen bu vücut şekli üst tarafta yağ toplanmasına eğilimli bir vücut şeklidir. Bu yüzden normalde zaten sahip olunan bir göbek bölgesi olduğu için meydana gelen yağlanma anlaşılamayabilir.

2.Ailede diyabet (şeker hastalığı) olanlar 3.Son 6 ay ve ya l yıl içinde karın bölgesinde aşırı yağlanma meydana gelenler 4.Sürekli veya yemeklerden sonra tatlı ihtiyacı içinde olanlar 5.Hareketsiz yaşam sürenler 6.Tek veya 2 öğünle yaşam sürdürenler Bel çevresi ölçümleri sağlığınız için önemli bir referanstır.

Bel çevresi (cm) Kadın - Erkek Değerlendirme

>8O >94 - Kilolu >88 >102 - Şişman

BESLENME TEDAVİSİ:

Yapılan hatalar neler? Oluşan tatlı ihtiyacını tatlıyla gidermek. Sürekli yüksek karbonhidrat içeren besinleri tüketmek ve protein alımlarını en azda tutmak. Doymuş yağ içeren gıdalara çok ağırlık vermek.

YAĞLANMANIN ÖNLENMESİNDE KALORİ MİKTARI MI, İÇERİK Mİ ÖNEMLİ?

Yapılan çalışmalar her ikisini de önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Örneğin, 2007 yılında Diyabet Merkezinin yaptığı bir çalışmada, aynı kaloride fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış ve 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş obez II katılımcıya uygulanmıştır. Bu katılımcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş (öğün başına 40 kcal) bir program uygulamışlardır. Diyetler:

1.Yüksek karbonhidrat içeren beslenme programı 2.Yüksek doymuş yağ beslenme programı 3.Akdeniz Tipi Diyet

Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir.

Diğer bir iddia ise yüksek karbonhidrat ile birlikle aiınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak, avokado, ceviz, zeytin yağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır.

Bununla birlikle birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır. Tekli doymamış yağ asidi (MUFA) kaynaklan:

Zeytinyağı, kanola yağı, badem yağı Fındık, fıstık, ceviz Avokado, zeytin

Vücutta fazlaca salgılanan insilün düzeylerini normal bir seviyeye ulaştırmak beslenme tedavisinin ilk aşamasını oluşturur. Bunun için de devreye glisemik indeks kavramı girmektedir. Glisemik indeks bir besin maddesinin vücuda alındıktan sonra vücuda salgılattığı insilün miktarına göre besinlerin yüksek,orta ve düşük olarak sınıflandırılmasıdır.

Glisemik indeksi 55'in altında olanlar düşük, 55-70 arasında olanlar orta, 70'in üstünde olanlar ise yüksek olarak tanımlanır. Genellikle düşük glisemik indekse sahip olan gıdalar önerilir. Ayrıca glisemik indeksi düşük yiyecekler daha fazla posa (lif) içerdikleri için kan şekerini dengelemekle birlikte kolestrol düzeylerini de düşürür. Kolza ve ya bilinen ismiyle kanola, son yıllarda insanlara temel gıda olarak tavsiye edilebilecek düzeyde yararlı yağlı tohumlu bitkilerden.

Kanola yağı bitkisel yağlar içinde en düşük seviyededoymuş yağ asitleri içeriyor. Oleik asit bakımından yüzde 61 ile yüzde 75'lik zeytinyağından hemen sonra geliyor. LDL kolestrol seviyesini düşüren oleik asit HDL kolestrol seviyesini ise etkilemiyor.

Kontrol altında tutmak için SED:

Sıkılaştırma: Vücut kaslarını korumak için kuvvetlendirme hareketlerinin yapılması. Egzersiz: Yağ yakımı için yapılan aerobik egzersizler. Diyet: Kalp sağlığını korumak için doymamış yağların olduğu,doymuş yağların az olduğu Akdeniz diyeti.

Hayalinizdeki Gelinliğe Sığabilirsiniz



Yazın gelmesiyle birlikte düğün sezonu da açıldı! Beyaz gelinliği içinde incecik görünmek isteyen gelin adaylarını da diyet telaşı sardı.

Gelin adayları, o mutlu günlerinde bir kuğu kadar zarif ve güzel olmanın hayalini kuruyor ama bu hayal uğruna kimi zaman sağlıklarından bile olmayı göze alabiliyorlar! Gelinlik içinde incecik görünmek için şok diyetlere başvuran genç kızlar, aslında evlilik sonrasında hızla kilo alma tuzağına düşüyorlar.

ZAYIFLIK MI YOKSA ENERJİK OLMAK MI?

Evlilik öncesi yapılan hızlı diyetlerin, hızlı kilo kayıplarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, "Zaten evlilik genel anlamda çeşitli nedenlerle kilo aldırıyor; bir de çok düşük kalorili diyetler yaptıktan sonra bir anda bu diyetleri bırakmak, diyet öncesi kilonuzu bile özler hale getirebilir. Unutmayın; önemli olan zayıf değil güzel, enerjik ve neşeli bir gelin olmanız ve sağlıklı kalmanızdır" diyor. Diyetisyen Unutmaz; düğün yaklaştıkça gelinlikte ince görünmek için yapılan düğün diyetleriyle ilgili uyarılarda bulundu:

MANTIKLI HEDEFLER KOYUP PLAN YAPIN

"Öncelikli olarak zarar görmeyeceğiniz mantıklı hedefler koyun ve diyetinize zamanında başlayın. Düğüne 2 hafta kala yapacağınız diyet sağlıklı olmak koşulu ile size 2 kilo, hadi çok spor yaptınız maksimum 3 kilo verdirebilir; bu nedenle ayda 4 kilo en fazla 5 kilo vermeyi hedefleyin ve buna göre planlamanızı yapın. Almanız gereken besin öğelerinden ödün vermeyin. Her gün sütünüzü, meyvenizi, bol sebzenizi, salatanızı, etinizi ve ekmek ya da ekmek grubunu (bu grubun miktarına dikkat ederek, ama tamamen kesmeden) ve yağları (yine miktarına ve çeşidine dikkat ederek) mutlaka tüketin.

Müstakbel eşinizi bu durumdan haberdar edin, size yardımcı olmasını isteyin. En fazla vakti onunla geçireceğinizi düşünürsek yanınızda pasta, dondurma tüketen biri ile bu programa uymak sizi oldukça zorlar. Evlilik öncesi size uygun beslenme planları oluşturmak, sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve daha kolay hayatınıza geçirebilmek için bir beslenme uzmanından yardım almanız da; tüm bu önerilere uymanıza yardımcı olur ve hedefinize daha kolay ulaşmanızı sağlar.

SPOR İÇİN KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN

"Spor ile birlikte vereceğiniz kilolar sizi hem daha fit hem de daha sağlıklı gösterecektir. Zaman sıkıntısı yaşayacağınız kesin ancak kendinize çözümler üretin. İlle de belli bir sporu yapmak zorunda değilsiniz. İmkanlarınız neyi elveriyorsa onu yapın. Ancak süresini çok kısa tutmamaya (10 - 15 dakika gibi) dikkat edin.

DÜĞÜN STRESİNE KARŞI ÇİĞ SEBZE YİYİN

"Bu dönem büyük ihtimalle hayatınızda yaşayacağınız en stresli dönemlerden biri olacak. Bu nedenle stres faktörünü göz önüne alarak hareket edin. Sizi strese sokacak insan ve ortamlardan uzak kalmaya çalışın. Stresinizi yemekle atlatan biriyseniz tek şansınız çiğ yenilebilen sebzeler (miktarını abartmadığınız taktirde havuç da olabilir) ve su. Ayrıca stresinizi tetikleyebilecek kafeinden mümkün olduğunca uzak durup, bunun yerine sevdiğiniz bitki çaylarını tercih edebilirsiniz. Susuz kalmamaya dikkat edebilir, açlığında stresinizi tetikleyeceğini göz önüne alarak mutlaka ufak da olsa ara öğünler yapabilirsiniz (meyve, süt, ayran, yoğurt vb).

Düğün diyeti için örnek mönü

KALKINCA: Bol su içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi

KAHVALTI: 2 dilim esmer ekmek + 2 dilim yağsız peynir veya 1 dilim yağsız peynir + 1 yumurta + şekersiz çay + domates + salatalık + maydanoz

ARA: 1 meyve

ÖĞLEN: ÖRNEK 1: Ton balıklı veya tavuklu salata

ÖRNEK 2: Sebze yemeği + 1 kase light yoğurt + 1 dilim esmer ekmek

ÖRNEK 3: 100-150 gram et + salata ARA: 1 meyve ARA: 1 bardak light süt veya 1 bardak light yoğurt, 2-3 kaşık sade yulaf veya 1 paket diyet bisküvi

AKŞAM: Etsiz sebze yemeği, 1 kase light yoğurt, salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağlı), 1 dilim esmer ekmek

ARA: 1 porsiyon meyve

Gebelik Öncesi Danışma



Bir çiftin gebeliğe hazırlanırken dikkat etmesi gereken birçok önemli adım vardır. Gebelik ya da bir çocuğa sahip olmak gibi önemli bir olaya fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak hazırlanmak gerekmektedir. Bu hazırlığın ilk adımı bir hekime danışmaktır. Gebeliğe hazırlanırken genel bir sağlık kontrolü ve bazı testler yapılması gerekir. Çünkü gebeliğin kendisi bazı annelerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Doktora Başvuru Zamanı
Gebe kalmadan ortalama 3 ay önce hekime gitmelisiniz. Bu muayenede vaginal smear, servikal kültür ve bazı kan testleri yapılabilir. Bu kan testleri ile Rubella, Hepatit-B, Toxoplasma ve Su Çiceği gibi aşıyla korunulabilen hastalıkları geçirip geçirmediğiniz tespit edilebilir. Eğer bunlara karşı bağışıklığınız yoksa aşı yapılabilir. Bazı aşılar canlı virüs içerdiğinden (özellikle rubella- kızamıkcık-) aşıdan sonra 3 ay gebelik ertelenmelidir. Bu sırada doğumsal bazı sakatlıkların (nöral tüp defektleri) önlenmesi için folik asit ve çinko alınabilir.

Genetik Hastalıklar
Gebelik öncesi danışmada doktor ilk randevuda sizde ve ailenizde kalıtımsal bazı hastalıkları sorgulayacaktır. Eğer böyle bir hastalık söz konusu ise genetik danışma almalısınız. Eğer eşinizle aynı hastalığa sahipseniz IVF ile gebelik ve bu sırada embiriyoların genetik açıdan incelenmesi konusunu hekiminize danışmalısınız.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)
Seksüel temasla geçen hastalıklar doğurganlığı etkilemiş olabilir. Bu tür bir hastalık geçirip geçirmediğiniz hekim tarafından bilinmelidir. Cinsel yolla bulaşabilen pek çok hastalık anne ve anne karnındaki bebeği olumsuz etkileyebilir. Frengi, AİDS, Hepatit B gibi hastalıklar çocuk açısından ciddi riskler oluşturabilecek CYBH 'dır. Anne adaylarının tümünün bu hastalıklar açısından taranması ideal bir yaklaşım olmakla beraber genel olarak ekonomik ve sosyal nedenlerle mümkün olmamaktadır. Uygun koşullarda veya şüpheli durumlarda mutlaka kan testleri yapılarak karar verilmelidir. CYBH'a mikoplazma, herpes, gonore, HPV enfeksiyonları da eklenebilir. Bu hastalıklardan birisi tespit edilirse uygun tedavi ve çocuğa yönelik koruma önlemleri belirlenir.

Prenatal Vitamin Desteği ve İyi Diyet
Gebelik öncesi prenatal vitamin desteği, özellikle günlük 400 mgr folik asit alınması, beyin-omurilik sistemindeki sakatlıkları azaltır. Gebelik öncesi ve gebelikte vitamin alınmasına ek olarak diyet ayarlanmalıdır. Kansızlık varsa uygun tedavi yapıldıktan sonra gebelik önerilmelidir. Vejeteryan bir anne adayında ise Vitamin B-12 ve D desteği önem kazanmaktadır.

Fitness ve Diyet
Gebelikte ciddi kilo verme diyetleri yapılmamalıdır.Temel olarak gebelikte et, süt, yumurta, taze sebze ve meyveler tüketilmelidir.Bu içerik kişilere göre özelleştirilebilir. Kadınlarda ağırlığın ideal kilodan %15 oranında daha az olması yumurtlamayı zorlaştırabilir. Gebelikte, bulantı ve kusmalarla da kayıplar artabileceğinden çocuğun gelişimi bozulabilir. Bu yüzden kadınlar gebelik öncesi ideal kilolarına kavuşmak için sağlıklı diyet ve spor yapabilirler.

Dengeli beslenmenin yanısıra gebelik öncesi ve gebelik sırasında yapılan egzersizler daha kolay doğum yapmanızı sağlayabilir. Gebelik öncesi ve sırasında doktora danışarak mümkünse profesyonel bir gözetim altında egzersizler yapılabilir. Gebelikte nefes nefese kalmamak şartıyla bilinçli egzersiz sürdürülebilir. Vücut ısısı artmadan, nefes taşmadan yapılan, mesafesi gebe tarafından belirlenen yürüyüşler her gebeye önerilebilir. Dalma, atlama, ata binme, kayak gibi sporlar önerilmez. Çünkü gebenin eklemlerinde hormonların (relaksin ve progesteron) oluşturduğu gevşeme, ödem ve gebeliğin yükü nedeniyle incinmeler daha kolay olabilir. Gebelik sırasında egzersiz yapılırken yeterli beslenme ve hidrasyona (su alımı) devam edilmeli ve aşırı ısıdan kaçınılmalıdır. Vücüt ısısı, dolayısıyla rahim içi ısısı, dönme, burgu ve diğer yoğun egzersizlerde ve kalabalık spor salonlarında daha çok artabilir. Mümkünse havalandırılabilen, sakin bir salonda ve uygun giysilerle spor yapılmalıdır.

Kadın gebe kaldığı zaman çevre ve alışkanlıklar daha çok önem kazanır. Toxoplazmadan korunmak için çiğ etle yemek hazırlarken mutlak eldiven kullanmalısınız. Ayrıca piknikte veya kedi olan bir ortamda sık sık ellerinizi yıkamalısınız. Nasıl pişirildiği hakkında bilgi sahibi olmadığınız etli yemeklerden (özellikle "fast food") uzak durmalısınız. Önceden biliniyorsa asbest tozu, kurşun, radyasyona maruz kalmaktan kaçınmalısınız.

Kötü Alışkanlıklar
Eğer alkol, sigara veya ilaç bağımlığınız varsa gebe kalmadan önce bunlardan kurtulmalısınız. Tek başınıza bu alışkanlıklardan kurtulmayı başaramazsanız, profesyonel yardım için uygun merkezlere başvurmaktan kaçınmayınız.

Diyetle Ilgili En Cok Merak Edilenler



Diyet yaparken karşılaştığımız sorunlardan biri de, neyi ne kadar yiyeceğimiz. Günlük almamız gereken kalori ve yağ miktarından, karnımız açlıktan kazındığında ne yiyeceğimize ya da kalsiyum ihtiyacımızı mutlaka sütten mi alacağımıza kadar pek çok soru aklımızı kurcalar.

İşte, diyetle ilgili en çok sorulan sorular ve yanıtları:

1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?

Yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor.

2- Günde kaç kalori almalıyım?

Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.

3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15'i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yağlardan sağlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlı.

4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır?

Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim.

5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?

Hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.

6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat etmeme gerek var mı?

Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı.

7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?

İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Herbirinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar: Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.

8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?

Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.

9- Günde 8 bardak su içmek neden önemli?

Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya gereksinim duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında, kan basıncında ve fitness performansında direkt etkilidir.

10- Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?

Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için, diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Hala açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin.

11- Şeker şişmanlatır mı?

Teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmekten, meyvelerden de karşılayabiliriz. Ama tabii ki şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, sözgelimi kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır.

12- En sağlıklı yağ hangisi?

Zeytinyağı kesinlikle en sağlıklı olanı. Zira, doymuş yağ oranı düşe aynı etkiyi gösterir. Kas geük, doymamış yağ oranı yüksek rafine bir yağ. Göğüs kanseri riskini azalıyor ve kolesterol üzerinde kötü etkileri bulunmuyor. Margarin ve tereyağı gibi doymuş yağlar damar tıkanıklığına sebep olur ve böylece yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini arttırır. Hidrojene bitkisel yağ gibi kimyasal reaksiyonlardan geçirilmiş yağlar da kolesterol üzerinde kötü etkilerde bulunur. Yumuşak doymamış margarinler diyet yaparken en uygun seçim. Eğer tereyağı konusunda ısrarcıysanız, light çeşitlerini zeytinyağı ile birlikte kullanmanızda fayda var.

13- Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mı?

Hayır. Söylenildiğinin aksine, balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıf. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz.

14- Çok az yağ yemek mümkün mü?

Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yağa gereksinim duyar. Özel olarak yağ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iş görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yağlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahip. Her ne kadar çoğu uzman günlük kalori miktarının yüzde 15'inin yağdan karşılanması gerektiği görüşünde birleşse de, yapılan son araştırmalar, yüzde 10'un da yeterli olduğunu gösteriyor.

15- Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?

Kötü gününüzde olsanız dahi, dayanılmaz olmanızın sebebi, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi de azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyve veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar var.

16- Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli mi?

Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır.

17- Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?

Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek sebebinin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu gösteriyor. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılıyor.

18- Izgaranın kansere yol açtığı doğru mu?

Direkt olarak hayır; ama kanser riskini arttırdığı doğru. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu biliniyor. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösteriyor. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikro dalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmak.

19- Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mı?

Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa. Yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyoruz.