Kadinlar Cirkin Erkek mi Sever?



Pek çok kadının, hatta çekici kadının, çirkin adamlarla birlikte oldukları hatta bundan memnuniyet duydukları bilinen bir gerçektir. Televizyon dizilerini seyrederken veya alışveriş merkezlerini gezerken mutlaka böyle çiftleri siz de görüyorsunuzdur.

Bunu açıklayan bir sürü teori var. Belki bunların bazılarını siz de bir yerlerde okumuşsunuzdur. Bunlardan en önemlisi, yakışıklı ve seksi erkeklerin 'göze' hitap etmekle birlikte, yakışıklı ve uzun boylu oluşlarını 'diğer eksiklerini kamufle etmek için' kullandıkları da bir gerçektir.

Yani yakışıklı bir erkek, kadınlara karşı nazik, cömert ve anlayışlı olmak konusunda diğer erkeklerden daha geridedir. Kadınlar da bunu hemen farkeder.

Kuralın istisnası da var tabii. Lise çağlarında erkekler henüz kadınlar hakkında ince numaralar öğrenmemiş haldeyken, yakışıklı olmanın avantajlarını kullanmayı da bilmiyor olurlar. Hem kibar hem de yakışıklı bir erkek, liseli toy oğlanlar arasından çıkar ama yaşları ilerledikçe onlar da oyunun kurallarını öğreneceklerdir. Kendilerine güvenlerini kazandıkça, kadınlara hoyrat ve kaba davranmayı da öğrenirler çünkü yakışıklı olmanın onlara verdiği avantajı farketmişlerdir.

Biraz genelleme olsa da bu ifade doğrudur ve kadınlar için de geçerlidir. Güzel bir kadın olgunlaştıkça fiziksel avantajlarını kullanmayı da öğrenir. Ama bu noktada kadınlarla erkekleri ayıran önemli bir hususun altını çizmemiz gerekiyor: Birlikte olacakları kişiyi seçerken erkekler 'gözlerine' güvenirken kadınlar 'hislerine' güvenmeyi tercih ederler.

Sonuçta erkekler her durumda 'güzel kadın' ararken, kadınlar ise kusurlarını 'yakışıklı olmak' avantajının arkasına gizlemeyen erkekleri tercih ederler.

İnsanların olgunlaşması zaman alan bir süreç. Kadın ve erkeğin gençlikten yetişkinliğe geçen süreçte duygusal ve sosyal anlamda olgunlaşmaları farklı hızlarda seyrediyor.

Kadınların da erkeklerin de 'karşı cinste ne aradığını' gerçekten farketmeleri ancak 30'lu yaşlarda gerçekleşiyor. Eğer 30'lu yaşlarını süren akıllı ve olgun bir kadının niçin yakışıklı erkekleri değil de çirkin erkekleri seçtiğini merak ediyorsanız, kadının zekasını takdir etmekle işe başlayabilirsiniz. Emin olun bu taktik sizin işinize yarayacaktır. Yakışıklı bir erkek olsanız da olmasanız da...

Vucut Dili Bebeklerin Kelime Hazinesini Gelistiriyor



Chicago Üniversitesinden bilim adamlarının, farklı sosyal çevreden 50 kadar aileyi kapsayan araştırması, 14 aylıkken iletişim kurmak için geniş bir hareket yelpazesi kullanan bebeklerin, 4,5 yaşında daha zengin kelime hazinesine sahip olduklarını gösterdi.

Evde çocukları 90 dakikalık dönemler halinde filme alan bilim adamları, çocukların vücut dilinin ailenin sosyo-ekonomik düzeyine göre farklılıklar gösterdiğini de tespit etti.

Araştırma sonuçlarına göre, ekonomik durumu iyi olan ailelerde 14 aylık çocuklar kendini ifade etmek için en az 24 farklı vücut hareketi yapıyor, dar gelirli alilerin çocuklarındaysa hareket sayısı ortalama 13'de kalıyor.

Bilim adamları, ekonomik durumu iyi olan ebeveynlerin, çocuklarıyla konuşmak ve çocuklarının hareketlerine "kelime yüklemek" için daha fazla zaman bulduklarını, böylece daha fazla kelime öğrettiklerini vurguladılar.

Araştırmaya imza atanlardan Susan Goldin Meadow, dil öğrenmenin ilk evresinde çocukların hareketlerinin sosyal ortama bağlı olarak farklılık gösterdiğini görmenin kendilerini şaşırttığını belirtti.

Çocukların vücut hareketlerinin, ebeveynlerin tepkisini alması halinde, kelime öğrenmede dolaylı bir rol oynayabileceğini ifade eden Meadow, tepkiye örnek olarak bir çocuk oyuncak bebeği gösterdiğinde annenin "evet, bu bir oyuncak bebek" demesini gösterdi.

Science dergisinde yayımlanan araştırmada, kelime bilgisinin çocuğun okuldaki başarısında anahtar etken olduğuna da dikkat çekildi.

Mutfakta Zaman Kaybetmeyin



Bayatlamış Ekmek

Bayatlamış ekmeğiniz var ve sizin o an değerlendirecek yeriniz veya fikriniz yoksa ekmeği mutfak robotunda çekip galeta unu haline getirin. Dondurucuya koyun ve istediğiniz zaman kullanın.

Patates Soyarken

Patatesleri daha kolay soymak istiyorsanız, soymadan önce 10 dakika sıcak suda bekletin.

Başka bir yöntem olarak da bulaşık teli kullanabilirsiniz. Patatesleri soyarken üzerini bulaşık teli yardımıyla ovuşturun. Kolayca soyulduğunu göreceksiniz.

Taze Ekmek Keserken

Taze ekmek keserken parçalanır. Eğer ekmeği daha düzgün ve kolay kesmek isterseniz, ekmek bıçağınızı kaynar suya sokup biraz bekletin ve zaman kaybetmeden kurulayıp ekmeği dilimleyin. Bu işlemi ne kadar sıklıkla yaparsanız başarı şansınız o kadar artar.

Açılmayan Kavanoz Kapakları

Açmayı başaramadığınız kavanoz kapaklarını, kavanozun kapak kısmını sıcak suya batırıp biraz bekleyerek, bir bez yardımıyla kolayca açın.

Kavanozları Açarken

Cam kavanozların kapaklarını açmakta zorlandığınızda, kavanozun altına sert bir şekilde vurmayı deneyin. Daha kolay açıldığını göreceksiniz.

Kararan Meyveler

Kabuklarını soyduğunuz meyvelerin kararmasından şikayetçiyseniz, kararmalarını önlemek için limonla ovmayı deneyin.

Pörsümüş Domatesler

Uzun süre bekleyen domatesler zamanla su kaybına uğrayarak pörsür ve güzel görünümünü kaybeder. Bu domatesleri tuzlu su dolu bir kabın içine koyarak yarım saat kadar buzdolabında bekletirseniz, eski güzel görünümlerine tekrar kavuşacaklardır.

Jöleyi Kalıbından Çıkarmak

Hazırladığınız jöleyi tek parça halinde kalıptan çıkarmak için, pişirmeden önce kalıbını soğuk suyla yıkayıp, içine bitkisel yağ sürün.

Giysilerle Zayif Gorunmenin 6 Yolu



1. Tek renk kullanın

Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin

Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın

Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler

Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.

5. Kesim ve dikişileri inceleyin

Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın

Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.

Kirisiklik Azaltan Beslenme Onerileri



Vücudumuzun her bir hücresini yeterli derecede besleyebilmek için günlük alınması gereken elli kadar besin öğesi bulunmakta.

Kandaki şeker miktarı yükseldikçe, yaşlanma hızı da artar. Şeker, beyaz un, makarna, patates gibi kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olan basit karbonhidratlar yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Sağlıklı bir cilt için vücudun iyi kaliteli proteinlere ve doğru yağlara ihtiyacı vardır

Vücudumuzun her bir hücresini yeterli derecede besleyebilmek için günlük alınması gereken elli kadar besin öğesi bulunmaktadır. Özellikle A, C ve E gibi antioksidan vitaminleri ile folik asit yönünden zengin, yağ ve tuz açısından dengeli bir diyetin yaşlanma sürecini geriye aldığı bilinmektedir.

Beslenme ve kırışıklık oluşumu arasında inanılmaz bir bağlantı olduğunu savunan Harvardlı profesör ve eczacı Nicholas Perricone’ye göre şeker, beyaz un, makarna, patates gibi kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olan basit karbonhidratlar yaşlanma sürecini de hızlandırmaktadır.

Deri elastikiyetini kaybeder

Özellikle şeker ve şekere dönüşümü daha kolay olan besinler cilt yaşlanmasını sağlayan en büyük düşmanlardır. Kandaki şeker miktarı yükseldikçe, yaşlanma hızı da artar. Yapılan araştırmalara göre, diyabetli kişiler, kan şekeri normal düzeyde olanlardan çok daha erken ve çabuk yaşlanıyorlar. Şeker, vücuttaki insülin miktarını artırmakta bu da yağların depolanmasını hızlandırmaktadır. Uzun yıllar karbonhidratlı ve şekerli besinleri tüketen kişilerde kolajen denilen ve derinin elastikiyetini ve de gerginliğini sağlayan maddeler olumsuz yönde etkilenir. Deri elastikiyetini kaybeder, şeker moleküllerinin kolajene bağlandığı bölgelerde kırışıklar meydana gelir. Kan şekeri yükselince, vücutta serbest radikallerin sayısı artar. Serbest radikaller vücut hücrelerinde ve dokularda hasara neden olurlar. Aynı zamanda yaşla birlikte de vücudumuzdaki serbest radikal miktarında artış yaşanır.

Beslenmenin yaşlanmaya karşı en güçlü silah olduğunu unutmayıp, bize sunulan birbirinden besleyici ve lezzetli besinlerden hiç vakit kaybet-meden tüketmeye başlamalıyız...

Cildinize besinlerle gençlik aşılamak istiyorsanız aşağıdaki tavsiyeler bir göz atın!

* Vücudun iyi kaliteli proteinlere ve doğru yağlara ihtiyacı vardır. Yüksek kaliteli protein tüketmemek, hücrelerin bozulmasına ve vücudun onarma işleminde yetersiz kalmasına yol açtığı için bu nedenle özellikle yüksek kaliteli protein içeren balık/ tavuk/hindi tüketilmelidir. (yağsız kırmızı et yer almıyor önerilerde!)

* Doymuş yağlardan uzak durulmalı (margarin, tereyağı) ve doymamış yağlar (zeytinyağı, kanola, soya, mısırözü) tercih edilmelidir.

* Genç görünmek için yüksek glisemik yüklü karbonhidrat olan sofra şekeri, bal, pekmez, çikolata, mısır, makarna, pilav ve ekmek gibi yiyeceklerden uzak durulmalı onun yerine kan şekerini yavaş yükseltip insülini az uyaran kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

* Yeşil ve turuncu renkli sebzeler vücudun A vitamini seviyesini yükseltmekte, böylece cilt hücreleri güçlenip, ten daha canlı ve parlak olmaktadır.

* Somon, beyaz etli balık, kabuklu deniz ürünleri, tavuk, hindi, ıspanak, kuşkonmaz, lahana, sarımsak, brokoli, karnabahar, rezene, yulaf, tüm baklagiller, arpa, esmer buğday, zeytinyağı, yumurta, az yağlı süt, ceviz, fındık, badem, fıstık gibi sert kabuklular ile kiraz, yeşil elma, kavun, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali, avokado ve portakal gibi meyvelerin kırışık önleyici olduğunu belirtilmektedir.

* Soya fasulyesi ve yer elması da içerdiği bitkisel östrojen sayesinde cilde parlaklık vermekte ve cildin gerginliğini sağlamaktadır.

* Omega-3, bir diğer ismiyle ‘alfa linolenik asit’ için yağlı balıklar (somon, ton, uskumru), ceviz, badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu ve yeşil yapraklı sebzeler tercih edilmelidir.

* Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden dışarıya çıkışını sağladığı için her gün mutlaka 8-12 bardak su içmelidir.

* Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içerdiği için Yeşil çay tüketimi arttırılmalıdır.

* Yeterli uykuyu almak için 7-8 saat uyunmalıdır.

* Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.

Gebelikte Agrilar



Gebeliğin ileri dönemlerinde, ayaklarda ve bacaklarda kramp sorunu sık yaşanıyor. Uzmanlar ağrılarla nasıl baş edebilebileceğini anlattı...

Gebeliğin ileri dönemlerinde, ayaklarda ve bacaklarda kramp sorunu sık yaşanır. Ağrılarla baş edebilmek için sivri uçlu ayakkabılar giymeyin, bilgisayar başındayken koltuğunuzun yeterince yüksek olmasına özen gösterin

Gebelik sırasında, fiziksel ve muhtemelen duygusal güçlük yaşanıyor. Bunlar, gebelikte bazı hormonların artışı, vücutta gebelik sırasında oluşan doğal değişiklikler ve gebeliğin duygusal etkileri nedeniyle ortaya çıkıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Numan Bayazıt hamilelikte yaşanan sorunların başında gelen ağrı konusunda şunları söylüyor:

”Kadınlar gebelikleri sırasında; kaburga, sırt, kasıklar, karın, kalça ve bacaklarda ağrı, sızı ve sancıdan şikâyetçi olurlar. Bunlar hormonal etkiler sonucu kan akımının artması, eklem ve bağlarda yumuşama ve gevşeme, ayrıca gelişen bebeğin büyüklüğünün artışı ile vücudun gerilmesi, zorlanması ve vücudun duruş şeklinin değişmesi nedeniyle oluşurlar. Bu ağrı ve sızılar gebelik ilerledikçe ve doğum sonrasında azalır.”


Hormon seviyeleri değişiyor

Erken gebelik haftalarında hormon seviyelerinde değişiklikler, tat ve koku hislerinde yaptığı değişikliklerle, sevdiğiniz gıdalar, içecekler veya parfümlerden hoşlanmama hissi yaratabiliyor. Bu etkiler hamilelikte oldukça olağan kabul ediliyor. İştah kaybı ve düzenli yemekte zorlandığınızda doktorunuza başvurulmasında ise fayda var.

Op. Dr. Bayazıt aşerme konusunda ise şunları söylüyor: “Gebeliğin erken döneminde bilimsel bir temeli olmasa da kendinizi bazı gıdalara veya gıda dışı maddelere daha istekli bulabilirsiniz. Gebelik boyunca aşerme normaldir ve sağlığınızı etkilemedikçe veya pikada (Gebelikte gıda olmayan maddeleri yeme isteği) olduğu gibi yenilmeyecek maddelere karşı olmadıkça kaygılandırmaz.”

Kramplar zorluyor

Gebeliğin ileri dönemlerinde, özellikle geceleri ayaklarda, baldır ve bacaklarda kramp sorunu sık yaşanır Op.Dr. Bayazıt kramplara karşı şu önerilerde bulunuyor: “Kramplardan şikayetçiyseniz sivri uçlu ayakkabılar giymeyiniz ve çok sıcak havalarda aşırı egzersizden kaçınınız. Bununla birlikte dolaşımı artırmak için düzenli, yumuşak egzersizler yapmak, etkilenen bölgeye sıkıca masaj yapmak veya ovalamak, baldır kaslarını germek için özellikle geceleri yatmadan önce ayakları yukarı doğru tutmak ve alçak topuklu ayakkabılar kullanmak rahatlık sağlayabilir veya krampları önleyebilir.”

Ağrıları kontrol etmek için ne yapmalı?

Sırt ağrısını düzeltmek için omurgalar ve sırtı güçlendirici egzersizler yapın.

Ayakta uzun süre kalmayın, -ütü gibi- ayakta yapılacak işlerde yardım isteyin.

Masada veya bilgisayar başında çalışıyorsanız, koltuğunuzun yeterince yüksek olmasına özen gösterin ve ayak taburesiyle bacaklarınızı destekleyin. Düzenli aralıklarla kalkıp dolaşın.

Yürürken, otururken, eğilirken veya bir şey kaldırırken duruşunuzu ayarlayın ve destekleyin. (En iyisi hamilelik sırasında ağır şeyler kaldırmamaktır). Genel olarak sırtınızı düz tutun ve omuzlarınızı düşürmeyin, yere eğilirken dizlerinizi kırarak eğilin. Otururken sırtınızı düz tutan sert bir sandalye tercih edin ve ayak ayak üstüne atar pozisyonda oturmamaya çalışın.

Aşırı kilo alımından kaçının.

Ağırlığınızın yayılmasını sağlayacak düşük tabanlı rahat ayakkabılar tercih edin.

Uyurken rahat bir pozisyon bulmaya çalışın. Yan tarafınıza yatıp vücudunuzun bombe kısımlarını, dizler arasını yastıkla desteklemeniz sırt ağrılarınızı azaltabilir.

Kadinlarin Elleri Daha Kirli Cikti



Araştırmalar, kadınların ellerinde, erkeklerinkinden daha çok bakteri türü yaşadığını ortaya koydu.

ABD'deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ve aynı üniversiteden Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer'in kaleme aldıkları bilimsel makaleye göre araştırmalarda, ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu da anlaşıldı.

Yazı, ''Proceedings of the National Academy of Sciences'' adlı bilimsel yayının on-line sayısında (http://www.pnas.org) bugün yayımlandı. Araştırma, ABD'deki ''Ulusal Sağlık Enstitüsü'' ve ''Ulusal Bilim Vakfı'' tarafından desteklendi.

Yazıya göre araştırmanın şefi olan Fierer, ''araştırmamızın sonucunda belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık'' dedi.

Araştırmacılar, kadınların ellerindeki bakteri türünün daha zengin olmasının nedenini bilemediklerini, bunun, erkeklerin derisinin daha ''asitik'' olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini belirttiler. Araştırmacılar bir başka nedenin, kadınlarla erkekler arasında, ter ve yağ bezlerinin çalışma farklılıkları olabileceğini de ifade ettiler.

Knight'ın açıklamasına göre kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı, erkeklere göre daha az.

-ELLERDE 4.742 TÜR BAKTERİ-

Araştırmacılar çalışmaları sırasında 51 üniversite öğrencisinden (toplam 102 el)örnekler aldı.

Örnekler, DNA bakterilerini belirleyen yeni ve çok detaylı bir sistem kullanılarak incelendi.

Bu 102 elde toplam 4.742 bakteri türü belirlendi.

Bu türlerden yalnızca 5'inin bütün ellerde bulunduğu anlaşıldı.

Her insanın elinde genellikle diğerlerinden farklı bakteriler yaşadığı gibi, bir insanın iki elinde yaşayan bakteriler de genellikle birbirinden farklı. Bir insanın iki elindeki bakteri türlerinin ortalama yüzde 17'si birbirinin aynı.

Araştırmaya göre ortalama bir elde 150 bakteri türü yaşıyor.

Ancak bakterilerin türünü belirlemek yaklaşık olarak mümkün olmasına karşın, elde toplam kaç adet bakteri bulunduğunu saymak mümkün olmuyor.

Araştırmacılar, aynı çalışmayı çeşitli ülkelerde tekrar ederek sonuçların karşılaştırılmasının önemli olacağını vurguluyorlar.

-KANIKSAMAK GEREK-

Araştırmadan anlaşıldığı kadarıyla, bakterilerle yaşamayı kanıksamak gerekiyor. Çünkü el yıkama, bunları ortadan kaldırmıyor.

Knight'a göre düzenli el yıkama önemli ancak el yıkama, bakteriyi ortadan kaldırmıyor. Knight, makalede, ''bakteri kolonileri, el yıkamanın hemen ardından hızla yeniden ürüyor. Veya el yıkama, deri yüzeyinde bulunan bakterilerin büyük bölümünü gideremiyor'' dedi.