Kadinlara Son Trendler



Her zevke ve tipe uygun trendlere bayılacaksınız!
imdi parlak dudakların, buğulu gözlerin, havalı saçların ve rengârenk tırnakların zamanı! İşte yazın en gözde trendleri karşınızda…

Günbatımı renklerinde gözler

Mor, pembe ve turuncu tonları, günbatımının tüm renklerini gözlerinize yansıtıyor. Kullanmak istediğiniz en açık rengi kaş kemiğinin altına uygulayın. Ardından bir ton koyu farı göz kapağının üzerine, en parlak rengi ise kirpiklerinizin başladığı noktaya sürün. Clarins’in Single Eye Colour in Sweet lilac, Lovely rose, Sweet melon göz farlarının tonlarını tercih edebilirsiniz.

Şeker gibi tırnaklar

Bu yaz renklerle oynama zamanı. Pespembe bir ojeyi bile rahatlıkla kullanabilirsiniz (FlorMar, Selection, No: 12, 1,75 YTL). Tırnaklarınızın uç kısımlarına fazladan bir kat daha oje uygulayarak ojenin soyulmasını önleyebilirsiniz.

Kısaltılmış uçlar

Yaz sezonu defilelerinde podyumlara kısa tırnaklar hâkimdi. Bu tırnaklara sahip olmak için kare kesimi tercih edin ve The Body Shop, Nail Polishing Block çok işlevli tırnak törpüsü ile tırnaklarınızın yüzeyini parlatın (9 YTL).

Tropik renkli dudaklar

Mercan renkli ruj gibi deli dolu renkleri tercih etmelisiniz (MAC, lipstick in See Sheer, ruj, 33 YTL). Rujunuzun üzerine uygulayacağınız renksiz bir parlatıcı ile dudaklarınızın daha dolgun ve seksi görünmesini de sağlayabilirsiniz.

Havalı saçlar

Saçımızdaki katları ve bukleleri kontrol altına alabileceğiniz bir ürünle (L'Oreal, Tec, Spiral Splendour, kıvırcık saçlar için kontrol kremi, 125 mi, 40 YTL) hacimli görünen modeller yaratabilirsiniz. Saçlarınız düzse hacim veren bir ürünü tercih etmelisiniz (Toni&Guy, Boost-lt Mousse, hacim kazandıran saç köpüğü, 250 ml, 32 YTL).

Bronza yakın ten

Artık makyaj uzmanları daha açık tenleri tercih ediyorlar. Yüzünüze otobronzan uygulamaktansa, cilt renginizi bir ton koyultacak renkli bir nemlendirici sürmeyi deneyin. Ancak bu nemlendiriciyi güneşin yüzünüzde ilk olarak bronzlaştırdığı kısımlarına sürmeye özen gösterin (Korres, Watermelon Lightweight Tinted Moisturiser, No: 02, renkli nemlendirici, 57 YTL).

Sade ve ışıltılı bir cilt

Newyork Moda Haftasındaki mankenlerin mat ciltlerindeki hafif ışıltı gözleri kamaştırıyordu, işin sırrı; cildinize uyg
Farklı eyeliner renkleri

Bakışlarınızı iyice çarpıcı bir hale getirebilmek için kirpiklerinizin üzerine çarpıcı renkli bir eyeliner uygulayın (turkuaz, turuncu, yeşil). Modern bir hava katmak için çektiğiniz çizginin ince olmasına özen gösterin.

Uzun ve kıvrık kirpikler

Uzun zamandır süren dolgun kirpik modası artık yerini uzunluğa bıraktı. Ne kadar uzun kirpiklere sahip olursanız o kadar seksi görünürsünüz. L'Oreal, Telescopic Clean Definition maskarayı deneyebilirsiniz (29,99 YTL).

Yakut kırmızısı dudaklar

Yeni sezonun kırmızı ruj rengi yumuşak ve yarı mat tonlardan oluşuyor. Tek kat uyguladığınız ruju parmaklarınızla dağıtarak seksi bir hava yaratmanız mümkün.

Eğlenceli lüleler

Bu yaz gittiğiniz her yerde karşınıza çene hizasında bukleler çıkacak. Siz de, saçlarınızın 2,5 santimetrelik tutamlarını maşaya sarın. Bir süre bekledikten sonra saçlarınızı dışarıya doğru açarak serbest bırakın. Elinizle şekil verdikten sonra bir saç spreyi ile sabitleyin (Philip B, Self Adjusting Hair Spray, 240 ml, 28 YTL).

Masal kahramanları gibi

İlkbahar-yaz moda şovlarındaki en romantik çift şüphesiz inci renkli göz farları ile pembe dudak parlatıcılarıydı. Bu ikili, yüzünüzü feminen bir biçimde ortaya çıkarmak için mükemmel bir kombinasyon. Shiseido'nun Hydro-Powder Eye Shadow in Lemon Sugar, göz farı (65 YTL) ve Sephora'dan Too Faced'in, Diamond Gloss in Candy Diamond, dudak parlatıcısını deneyebilirsiniz (35 YTL).

Asi atkuyruğu

Klasik atkuyruğunu dağıtarak modern bir görünüm yaratabilirsiniz. Donna Karan defilesindeki gibi, saçınızı topladıktan sonra kuyruğunuzun tepesini hafifçe krepe yapın. Üzerine hafif bir saç spreyi sıkarak şabitleyebilirsiniz (Schwarzkopf, Osis, Elastic, 500 ml, saç spreyi, 38 YTL).

Bakır göz kapakları

Günümüzün en iddialı farları, bronz tonlar içeriyor. Ünlü makyaj artistleri, bu rengin gözleri ortaya çıkardığını belirtiyor. Bu rengin en iyi temsilcilerinden biri olarak Max Factor, Colour Perfection Duo Eyeshadow, No: 420, ikili göz farını örnek gösterebiliriz (29,90 YTL).

Çiçek desenli saç bantları ve tokalar

Ünlülerin saç stilisti Ted Gibson, çiçekli desenlerin yeni sezonda, özellikle saç bantlarında, popüler olduğunu belirtiyor. Saçlarınızı iki yandan çiçekli tokalarla da tutturabilirsiniz.

Dokulu dalgalar

Enerji dolu saçlara sahip olmayı kim istemez? Bunu sağlamak için yapmanız gereken şey saç fırçanızı bir kenara atarak ıslak saçınıza bir avuç dolusu saç köpüğü uygulamak. Bırakın kendi halinde kuruşun ve ardından istediğiniz şekil verin.

Gümüş damlaları

Gözlerinizin dikkat çekici olması için iç kısımlarına gri veya pembe renkli far uygulayın. Lancome'un makyözü Gucci Westman, bu renklerden az bir miktarı göz pınarlarınıza sürmenizi ve göz kapaklarınızı doğal rengiyle bırakmanızı öneriyor.

Örgülerden topuzlara

Lela Rose defilesinde, Ted Gibson'ın yaptığı gibi saçları alçak bir atkuyruğu haline getirdikten sonra gevşek olarak örün. Ardından bu örgüyü kendi çevresine sararak seksi bir topuz elde edin. Parlaklık veren bir sprey ile saçlarınız hazır olacak (Avon, Advance Technipues, Mirror Shine Spray, 100 mi, parlaklık veren saç spreyi, 6 YTL).

Renkli allıklar

Rengârenk allıklar, kadınlara doğal ve yumuşak bir renk kattığı için yeni sezon podyum makyajlarında çok sükse yaptı. Siz de bu çok renkli allıklardan edinerek hem yanaklarınıza hem de gözlerinize renk verebilirsiniz.

Bulanık dumanlı gözler

Artık dumanlı gözler efektini yaratmanın yeni bir yöntemi var. Hem alt hem de üst kirpiklerinizin kenarına çektiğiniz kahverengi eyeliner'ınız kurumadan bir kulak çubuğu ile silmeye çalışın. Bu, gözlerinizde dağınık ve bulanık bir hava yaratacaktır.

Soru ve Cevaplarla Cilt Bakimi



İşte en çok merak edilen cilt bakım önerileri...
Bazıları cildindeki aknelerden, bazıları lekelerden kurtulamıyor.Güzelliğine düşkün kadınların, Güzellik ve Bakım Uzmanı Nebiye Olcar'a en çok sordukları sorular ve yanıtları...

Badem sütü cildi nemlendirmede yararlı mıdır?

Cevap: Cildin nemlenmesi için öncelikle bol su içmeye özen gösterin. Badem sütü cildi gereksiz yağlandırabilir, kullanımını pek önermiyorum. Cildinizi görmeden ürün önermek doğru olmaz. Bir uzmana danışarak ve cildinizi gösterdilten sonra ürün almanızı tavsiye ederim.

Sivilcelerim için özel birşey kullanmıyorum ama rahatsız ediyor. Ne yapmalıyım?

Cevap: Akneli ciltlere önem gösterilmelidir. İleride akne lekeleri ile uğraşmamak için mutlaka tedavi edilmelir. Kullandığınız kozmetik ürünler ve temizleme methodlarınız mutlaka cilt hastalıkları uzmanları tarafından önerilmeli ve takip edilmelidir. Size önerim bu aknelerle oynamamanız olacak. Son yıllarda lazer tedavileri de akne ve akne izleri konusunda cok başarılı olmaktadır. özellikle pulsedye lazer sonuçları cok iyi. Bu konuyuda cilt hastalıkları uzmanınız ile görüşebilirsiniz.

Doğum sonrası sırtta oluşan lekeler için ne yapmalıyım?

Cevap: Lekeler için peeling ve yosun tedavileri yapılabilir. Leke yanında kaşıntı da olmasın bu problemin kozmetik bir problem den cok tibbi bir problem olması ihtimalini artırır. Cilt hastalıkları uzmanı görmeden müdahale edilmemesinde fayda görürüm. Geçmiş olsun

Piyasada satılan saç dökülmesini önleyici ürünler gerçekten yararlı mı?

Cevap: Bu tür ürünler kişinin sorununa uygunsa işe yarayabilir. Ürün tavsiyesi için muayene şarttır. Buradan sorun muayene ile tespit edilmeksizin ürün önerilmesi faydadan çok zarar getirir. İyi günler

Fondotenle pudranın birarada bulunduğu ürünler sağlıklı mı?

Cevap: Cildin hava ile teması kesildiğinde cilt bundan zarar görür. Kullanımı tamamen ürünün özelliğine bağlıdır. Yeni çıkan mineral katkılı, kimyasal maddeler bulundurmayan ve güneş koruyucu takviyeli makyaj malzemelerini tercih etmenizi tavsiye ederim.

Canlı bir göz ve cilt için ne önerirsiniz pürüssüz bir yüze sahip olmanın yolu nedir?

Cevap: Işıltılı ve anlamlı bir bakış, iyi makjaj teknikleri ile sağlanabilir. Gözünüzün sekline göre kusurları örten, belirginliğini artıranrenkler kullanılmalıdır.

Cildinize gelince, ancak sağlıklı bir cilt ışıldar, bunun için de;

1) Cilt problemleriniz var ise tedavi ettirmelisiniz.

2) Cilde zarar veren etkenlerden uzak durmalısınız (güneş, sigara ve aşırı alkol kullanımı)

3) Cildinizi temiz tutmalısınız.

4) Cildinizin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre kozmetik desteği sağlamalısınız.

5) Cilt sağlığı için en önemli unsurlardan biri de yeterli su içilmesidir.

Evlilikte Guven Saglamanin Yollari



Kendini değersiz hisseden eş evliliği sürdüremiyor. Uzmanlardan mutlu bir beraberliğin kapılarını aralayan evlilik tüyoları...

Evlilik terapilerine gelen kadınların önemli şikayetlerinden birisi, ´benim evimdeki eşyalardan hiç farkım yok, evimde değerli değilim´ şeklindedir. Kendini böyle kıymetsiz hisseden bir insan evliliği yürütemez. Bu bakımdan, değerli olma duygusu, evlilikteki temel ihtiyaçlardan biridir.

Evliliği kimler başarabilir?

Evliliğin en büyük düşmanı sabit fikirli olmaktır. Evlilik insanların esnek olmasını gerektirir. Bunu başaramayan kimse, hangi kişilikte olursa olsun, karşıdakini kendi doğrularına çekmeye çalışacak, muhatabı hep veren taraf olacağından, bir süre sonra kendini değersiz ve kötü hissetmeye başlayacaktır.

Kişilikler ne kadar zıt olursa olsun, insanlar iyi ilişkiler kurmayı başarabilirler. Evliliklerin problemi, kişilik uyumsuzluğundan çok, iletişim kurmayı becerememekten kaynaklanır. Bunu başarabilenler sevgi, iyi niyet ve esnek olunması şartıyla, herkesle beraber olabilirler. Bir insanda bu üç özellik bulunuyorsa, bozulan ilişkilerin düzelmesi için uygulanabilir bir yol mutlaka vardır.

´Kendimi evde eşya gibi hissediyorum´ duygusu

Evlilik ve insan ilişkilerinin temeli sevgi, saygı ve güvene bağıdır. Bu bağlar aynı zamanda evliliğin temel ihtiyaçlarıdır. Bir erkeğin evde güven ortamı oluşturması, eve ekmek getirmesinden daha önemlidir. Evde sıcak bir atmosferin oluşması, iki tarafın da kendini değerli hissetmesine yol açar. Evlilik terapilerine gelen kadınların önemli şikayetlerinden birisi, ´benim evimdeki eşyalardan hiç farkım yok, evimde değerli değilim´ şeklindedir. Kendini böyle kıymetsiz hisseden bir insan evliliği yürütemez. Bu bakımdan, değerli olma duygusu, evlilikteki temel ihtiyaçlardan biridir.

Eşinize yalnız değilim duygusunu verin

Evlilikte, yakınlık ve dayanışma duygusu da ön plandadır. ´Sıkıntıya düştüğüm, hasta olduğum ya da güçsüzleştiğim zaman bana yardım edilebilir, sahip çıkılabilir, yalnız değilim´ düşüncesi kadına kendini güvende hissettirir. Bunun yanı sıra sorumluluk duygusu evlilikteki sorunların çözülmesine yardımcı olur. Eşlerde bireysel tepki yerine, ortak tepki gelişmeli, ´eşimle beraber ne yapabiliriz?´ düşüncesi yerleşmelidir. Çiftler değerli olma, kendini güvende hissetme, paylaşma ve sorumluluk duygusu gibi, evlilikteki temel ihtiyaçların farkına varmalıdır.

Eşler arasında yaş farkı sorun olur mu?

Eşler arasındaki yaş farkının fazlalığı, başlangıç için sorun olmayabilir, ama yaş ilerledikçe bir tarafın fedakarlık yapması gereken durumların ortaya çıkacağı da gözden kaçırılmamalıdır. Eğer taraflar uzun vadede bu fedakarlığa, yani yaş farkının muhtemel sonuçlarını göğüslemeye hazırsa, evlilik açısından hiçbir sakınca yoktur. Kişiler, eşlerinin ileri yaşlarda fiziksel gücünü kaybedeceğini düşünerek bunu kabul ediyorlarsa, evlilik gerçekleşebilir.

Kadınlarin "Yok Bir Sey"i



Kadınlar, genellikle kızgın oldukları zaman ‘neyin var?’ sorusuna ‘yok bir şey’ şeklinde cevap verirler. Oysa cevap yok dese de aslında anlatmak istedikleri çok şey vardır.

İmalardan anlamlı sonuçlar çıkarmak zordur. Fakat çoğunlukla insanlar söylemek istediklerini dolaylı yollarla anlatmayı tercih ederler. Bu dolaylı anlatım sık olmasa bile ilişkileri kırılma noktasına getirebilmektedir.

Genellikle kaçış ve gizli sesleniş yolu olarak tercih edilen ‘yok bir şey’le kadınların bazı imalarını şöyle sıralayabiliriz.

‘Sorun var ve sen her zamanki gibi görmüyorsun’

Bu gibi durumlarda kadınlar erkeklerin her zaman sorunlara karşı duyarsız olduğunu düşünürler. Sorunu konuşmak için de genellikle karşı taraftan bir atak beklerler.

‘Şimdiye kadar sorun var dedim de ne oldu?’

Problem vardır fakat daha önce üzerinde konuşulmuşsa tekrar gündeme getirmenin yersiz olduğu düşünülmektedir. Sinirler yatışınca veya karşı tarafın biraz ısrarı konunun gündeme gelmesine yardımcı olacaktır.

‘Sen daha iyi bilirsin’

Tartışılacak konunun erkekler tarafından kapatılmak istendiği durumlardır. Fakat kadınlar konuyu açmamakta ısrar eder. Çünkü erkeklerin tahminde bulunması bir bakıma sorunun kaynağının erkeğin kendisi olduğunu ortaya koyacaktır.

‘Neden kendimi yorayım ki kumanda (futbol takımın, arkadaşların, uykun…) benden daha kıymetli’

Problemi konuşmaktan kaçınan kadınlar bu gibi durumlarda kendilerini ikinci planda görürler. Aslında ‘yok bir şey’le ilgisizliği anlatmaya çalışırlar ve kırılgan yapılarına bürünürler. Gösterilecek ufak bir ilgi problemi ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

‘Uygun bir zamanda söylerim tasa etme’

Hep kırılgan sebepler olacak değil ya bazen de uygun zaman aramanın kurnazlıkları olabilir ‘yok bir şey’de. Bu durumda biraz duygusal bir atmosfer oluşturmak amaçlı olarak problemin dile getirilmesi ertelenebilir.

Kadinlari Saran Korku



Çağımızın hastalıkları dediğimiz, kanser, AIDS, Sars, kuş gribi, kronik yorgunluk bir yana, tokofobi bir yana.

Çağımızın hastalıkları dediğimiz, kanser, AIDS, Sars, kuş gribi, kronik yorgunluk bir yana, tokofobi bir yana.

Adı üzerinde tokofobi aslında bir fobi. Yani klostrofobi gibi bir korku. Ancak batı dünyasının kadınları arasında öyle bir hızla yayılıyor ki artık salgın halini almak üzere. İşte bu yüzden tokofobi bilim adamları tarafından mercek altına alındı.

Tokofobi, doğum yapma kokusu. Ve aynen diğer fobiler gibi hayatı kabusa çevirebiliyor. Ne var ki klostrofobi ya da kapalı yerde kalma korkusunun sadece kişiye zararı oluyor. Oysa tokofobi artık Batı ülkelerinde üfus artışını tehdit ediyor.

Tokofobi konusunda ilk kez araştıma yapıldı. Ortaya çıkan tablo da düşündürücü. Örneğin İngitere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde, ortalama olarak her 6 kadından biri tokofobik. Doğum yapma düşüncesini bir terör gibi hisseden ve aşırı korkan bu kadınlar, ya kürtaja başvuruyor, ya da cinsel yaşamlarını binbir önlem alarak ve mümkün olduğunca azaltarak kısıtlıyor.

Royal College of Obstretician and Gyneacologists Year Book adlı dergide yayınlanacak olan araştırmayla ilgili raporda 7 bin kadınla görüşüldüğü belirtiliyor. İngiltere'nin önde gelen uzmanlarından Dr. Kristine Hofberg, tokofıbinin, her ırktan ve her yaştan kadınlarda görülebildiğini söylüyor. Ancak bu kokunun Batılı kadınlarda artık çok yaygın bir hal aldığına da dikkat çekiyor.

Oscarlı oyncu Hellen Miren, tokofobik olduğunu saklamıyor ve gençlik yıllarını bu korkuyla yaşadığını itiraf ediyor. Onun gibi binlerce Batılı kadın da tokofobik. Uzmanlar, Batı ülkelerinde nüfus arışının sıfırlanmasında tokofobinin de artık azımsanmayacak bir etken olduğu konusunda uyarıyor.

Yaz'in Ayakkabi Modasi



Erkeklerin “Bir kızın en çok dikkat ettiğin yeri neresidir?” sorusuna verdikleri cevap genellikle aynı: Eller ve ayaklar!

Havalar ısınıyor, çok yakında yazlık ayakkabılarımıza kavuşacağız.

Peki, ayaklarımızın durumu buna müsait mi?

Cevabın “hayır”sa, hemen şimdi önerilerimizi oku, kolay pedikürün inceliklerini öğren!

Erkeklerin “Bir kızın en çok dikkat ettiğin yeri neresidir?” sorusuna verdikleri cevap genellikle aynı: Eller ve ayaklar! Hatta elleri ve ayakları güzel olsun, geri kalanı önemli değil diyenler bile var. Hal böyleyken, hazır da terlik mevsimi yaklaşmışken, şöyle ayak konusuna bir uzanalım dedik. Hatırlarsınız, el bakımı mevzusuna birkaç hafta önce değinmiştik. Şimdi sıra, bütün kış kapalı bot ve çizmelerin içine hapsolmuş ayaklarda. İşte sana, birkaç malzemeyle evde kolayca yapacağın pedikürün altın kuralları...

Bunlar olmadan olmaz!

• Ayak törpüsü
• Tırnak makası
• Ayak havlusu
• Tırnak törpüsü
• Vazelin veya vücut kremi
• Oje

• Ayak bakımı için en iyi zaman banyo sonrasıdır ama bu mümkün değilse, ayaklarını ılık su dolu bir leğende 10–15 dakika bekleterek yumuşamasını sağla. Dilersen suyun içine birkaç damla bademyağı katarak, ayaklarının daha çok yumuşamasına yardım edebilirsin.

• Ayaklarının fazla suyunu havlu kağıtla alıp, ayak törpüsünü ayak tabanına ve topuklarına sürterek, ölü hücre tabakasının atılmasını sağla. Bu işlemi yaparken, aşırıya kaçmamaya dikkat et, çünkü zamanla ayakların buna alışır ve kendini korumak için daha fazla ölü hücre tabakası oluşturur. Bu da seni daha fazla yorar.

• Şimdi sıra tırnak etlerinde... Uzmanlar, tırnak etlerinin alınmasını değil, küçük bir tahta çubukla geriye doğru itilmesini tavsiye ediyor. Böylece hem yaralanmalar, hem de tırnak etlerinin daha fazla uzaması engellenmiş oluyor. Tüm tırnak diplerine aynı işlemi uyguladıktan sonra, olabilecek tahrişi önlemek için vazelin sürdün mü, üçüncü aşamaya geçebilirsin.

• Uzun ayak tırnakları 80'lerde kaldı. Yeni trend, düzgünce kısa ve küt kesilmiş, bakımlı tırnaklarlar! Eğer tırnakların uzunsa, onları önce tırnak makasıyla kes ve ardından törpü yardımıyla düzgünce törpüle. Asla yuvarlatma, çünkü bu batıklara neden olabilir.

• Ayak tabanındaki ölü hücre tabakasını ayak törpüsüyle yok ettin. Peki ya ayaklarının törpülenmeyen üst kısmı? Daha yumuşak ve pürüzsüz ayakların olsun istiyorsan, bu defa eğer varsa vücut peeling'inle, yoksa bir avuç tuzla ayaklarının her tarafını iyice ov. Ayaklarını duruladıktan sonra, bolca nemlendirici sür ve pamuklu bir çorap giyerek nemlendiricinin ayaklarına iyice nüfuz etmesini sağla.

• İşte sıra en zevkli kısımda, yani oje sürmede... Tırnaklarının ojeden dolayı zarar görmemesi için önce bir kat güçlendirici cila sür. Ardından istediğin renk ojeni sürebilirsin. Hatta elinin altında beyaz mat ojen varsa french bile yapabilirsin. Bunun için, beyaz mat ojeni enlemesine ince bir şerit olarak sür ve kurumasını bekle. Üzerine daha açık renk ojeni sürerek pedikürünü tamamla.

Saglam Stil Icin Saglam Vucut



2008 Yaz sezonu daha henüz başlamışken, 2009 yazından bahsetmeye ne dersiniz?? Moda dergilerine göz atıp alışverişe çıkmadan önce, Buraya göz atmanızı öneriyoruz...

Aklını ve sağlını düşünen tüketici en ‘’Trend’’ tüketicidir.

Eco-Urban (Ekolojik Kent)

Sigara dumanı, hava kirliliği, yoğun trafik…saymakla sonunu getiremeyeceğimiz şehirsel problemlerin yarattığı artan doğa özlemini, büyük kentlerde sağlıklı yaşam için verdiğimiz çabaları ve bu çabanın moda’ya olan yansımasını takip edebileceğimiz bir tema Eco-Urban teması. Hayatımızın büyük bir çoğunluğunu geçirdiğimiz şehir hayatından kaçmak yerine, yaşadığımız şehiri daha yaşanabilir hale getirmek, ve bu çabayı giyim stilimiz ve renklerle dile getirmek Urban temasının genel mantığını özetliyor.

Trekking, yani şehir/doğa yürüyüşlerineve bu aktivitelerde bizlere rahatlık sağlayan organik kumaş ve stillere dikkatimizi çeken bu tema, bizleri adeta kışın gri ve siyah tonlarından uzak tutmak için çabalıyor. Teknik kumaşlarda dahi romantik ve doğaya duyarlı bir yaklaşım söz konusu. Out-door ve safari tarzları, floral ve tropical desenlerle birlikte romantik şehir yaşam stilinde işleniyor.

Cep’te dahi taşınabilir hafif yağmurluk ve parkaların çok modern bir biçimde stilize edilmesiyle, spor ve aktif stilin günlük kıyafetlerimize nasıl yansıdığını göreceğiz 2009 yazında.

Tropik bitkileri şehirde hayal edin.Doğal bitki boyaları ile boyanmış organik kumaşları üzerinizde hissedip, tüm yaz tatilinizi şehrin merkezinde geçirdiğinizi hayal edin. Hayal gücünüzü zorlayarak doğa’ya karşı duyduğunuz tutkunun artmasına fırsat tanıyın.

Şehri daha farklı ve yaşanabilir hale getirmek için moda bizlere yardımcı olamaz mı sizce?

Second Skin (İkinci Ten)

Bir Yunan heykeli gibi kalıcı ve unutulmaz olmak ister miydiniz? Bu soruya verdiği cevap “evet” olan kadınlara, 2009 yazı için tavsiyelerimiz şu şekilde olacak.

Spor yap, bol su içmeye özen göster, enerjini ve motivasyonunu kaybetme, duyarlı olmaya çalış. Ruh sağlığına ve vücuduna zarar verecek hiçbir yabancı madde kullanma. Çözümü sadece estetik operasyon uzmanlarına danışarak değil, kendini severek ve vücudunu tanıyarak bulmaya çalış. Pozitif düşünerek ve bu pozitifliğini hayatın renkleri ile birleştirerek de genç ve güzel kalabileceğini aklından çıkartma.

Kuaförde zaman kaybederek yenilenmek yerine, fitness salonunu tercih ettiğin için kendine güvenin yerine gelecek. Kendine, nasıl görünüyorum sorusundan önce, nasıl hissediyorum sorusunu sormayı tercih edeceksin. Sadece seksi değil, sportif ve sağlıklı bir fiziğe sahip olarak da vazgeçilmezliğini korumanın trend olmaktan daha öncelikli geldiğinin farkına var.

Kendini tanıyarak ve sevmeye çalışarak başlayacağın 2009 ilkbahar ve yaz sezonunda, stilini ise şu parçalar ile zenginleştirebilirsin. Doğal ve pastel tonlar ve ten rengine yakın olan turuncu tonları sezonun en önemli renkleri olacak diyebiliriz. Uzun pratik ve hafif parkalar, dar olmayan esneklik taşıyan pantolonlar ve spor sırt çantaları ile genç ve dinamik hissedeceksin. Asla yaşlanmayacaksın, çünkü her zaman sağlığına dikkat edecek, doğru beslenecek ve bol bol yürüyüş yapabileceğin rahat kesimleri ve spor ayakkabıları tercih edeceksin. Renklerde ise; ten rengi, turuncunun her tonu, spor gri tonlarını kullanırken, bolca gördüğün beyazın aksine siyahı minimum düzeyde kullanacaksın. Teninin rengini ortaya çıkartacak, rahat hareket etmeni sağlayacak her detaya özen göstereceksin. Mini balon elbiseler, bol ve geniş tunik elbiseler, teknik ve hafif kumaşlardan yapılan geometrik kesimler ile, romantik formları tercih ederek tek parça ile de feminen bir tarz oluşturabileceksin. Yoga’nın veya spor yapmanın o kadar da zor ve masraflı olmadığını küçük bir araştırma yaparak sende anlayacaksın. Spor ve aktif stilin pijama stili olmadığını keşfedeceksin; ve rahat giysiler tercih ettiğinde, moda’yı takip ettiğini hissedeceksin.

Şalvar kesimli pantolonların spor kumaşlarla nasıl modernize edildiğini görecek; hareketli geçen günlük yaşamımızda, nerede-nasıl rahat olman gerektiğini vitrinlerden önce sen keşfedecek ve karar vereceksin.

Mineral (Mineraller)

Vahşi doğa’da sınırsız bir yolculuğa çıktığınızı varsayalım. Bu temada doğal olan her şey ama her şeyin lüks ile harmanlandığını göreceğiz. Lav taşları ve mineral dokulu taşlar aksesuarlarınızı oluşturacak.

Mineraller teması kendimizi doğal malzemelere karşı daha yakın hissedeceğimiz bir tema. Naturellik, denizden gelen sağlık, doğa dokularının transparan ile mixlendiğini, ve bunun kumaşlara, trikolara yansıdığını göreceğiz. Gri taş renkleri, kum beji, vahşi deniz yosunu yeşili, kristalleşmiş kaya rengi tonları, roliyef dokulu metalleşmiş ottoman kumaşlar, likitleşmiş parlak dokulara rastlayacağız.

Taş grisi, okyanusun derinliğindeki koyu ve sonsuz mavi , petrol yeşili, yosun yeşili, kum kırmızısı ve beji, doğal ve koyu renkli deri aksesuarlar, vs… Hasır kumaşlar, çok normal ve doğal görünümlü herhangi bir kimyasal işlenmeye tabi tutulmamış keten kumaşlar, etnik-chic birleşiminin zenginliği, süed dokular, vahşi hayvanların yüzey ve dokuları, ahşap ve benzeri malzemeler. Mermer veya seramik gibi taş yüzeylerin çatlamış görünümünün, kumaş efekti veya baskı olarak kullanıldığını göreceğiz. Doğa’daki dokuların elegant, seksi ve kadınsı bir gardroba dönüşebileceğini, üzerimizde giysilerde hissedeceğiz.

Kaftan tunik elbiseler çok önemli bir yer teşkil ediyor bu stilin içerisinde.

Mineraller teması sadece yeni olanın değil eskimiş ve yaşamış yüzeylerinde yeni bir stil ile çok trend ve kalıcı bir stil haline dönüşebileceğinden şüphe duymayacağımız bir tema.

Sac Dokulmesinin Nedenleri Neler?



Aile Hekimliği Uzmanı, Clinica Gayrettepe Tıbbi Direktörü Dr. Eren Eroğlu Mynet okuyucuları için saçların dökülmesine neden olan demir eksikliğini anlattı.
Daha geçen yıla kadar saç dökülme sebepleri olarak genetik faktörler, hormonlar, dış etkenler ve çinko gibi bazı minerallerin eksikliğini sayarken bu sıralamanın içerisine demirin eksikliği de girdi.

KANSIZLIK OLMADAN DA DEMİR EKSİKLİĞİ OLUR

2006 yılında Amerikan Dermatoloji Akademisi Dergisi'nde yayınlanan geniş bir araştırma demir eksikliği olanlarda saç dökülmesinin arttığını; demir depoları doldurulursa dökülen saçların geri çıktığını yada en azından dökülmenin durduğunu işaret ediyordu.

Aynı çalışma doktorların kansızlık yok diye demir eksikliğini değerlendirirken başka belirtileri çok dikkate almadıklarını fakat saç dökülmesinin anemi olmadan da görülebildiğini vurgulamaktaydı.

Buna göre biz doktorlar, saç dökülmesinin sebeplerini araştırırken basit bir kan sayımı yapıp eğer kansızlık yoksa, sessiz bir demir eksikliği olabileceğini göz ardı edip saç dökülmesi için bu önemli nedenin varlığını araştırmayı ihmal etmekteyiz.

KONTROLSÜZ DEMİR ALMAYIN

Fakat sakın ola ki bu yazıyı okuyan her saç problemli kendi başına demir almaya kalkışmasın. Çünkü kontrolsüz aşırı demir alımına bağlı demir zehirlenmeleri ve çok ciddi sonuçlar olabileceğini herkesin aklında bulundurması lazım.

ÖNEMLİ OLAN FERRİTİN

Kandaki demirin miktarını değerlendirmenin en etkili yolu Ferritin düzeyini ölçmektir. Ferritin, demiri depolama işinde önemli rol oynayan bir proteindir. Kandaki normal seviyesi kadınlarda 10-120 ng/ml erkeklerde ise 30-250 ng/ml olarak kabul edilir.

Bu geniş aralık nedeni ile 10-15 ng/ml Ferritin'e normal denilir; fakat bu yanlış bir karardır. Saç dökülmesinin önüne geçebilmek için bu düzeyin en az 50-,70 ng/ml arasında olması gerekir.

Yukarda adı geçen çalışmayı yapan araştırmacılar özellikle saç dökülmesi yaşayan kadınlardaki ferritin seviyelerinin diğerlerine göre düşük bulunduğunu; demir eksikliğinin bu kişilerde, genetik olarak var olan saç dökülme riskinin daha kolaylıkla ortaya çıkmasına sebep olduğunu öne sürmektedirSAÇ

DÖKÜLMESİ VARSA DEMİR BAKILMALI

Eğer sağlıklı bir kadında saç dökülmesi varsa demir eksikliği de mutlaka araştırılmalıdır. Bilindiği gibi kadınlarda yoğun seyreden adet kanamaları nedeniyle sıklıkla demir eksikliği ve anemi görülebilmektedir.

Fakat bu tür sebebi olamayacak bir erkekte yada menopoz sonrası bir kadında demir eksikliği tespit edilmişse hangi hastalığın buna sebep olduğu mutlaka araştırılmalıdır.

Saç dökülmesi araştırılırken tespit edilen demir eksikliğinin 55-60 yaşında bir erkekte altta yatan nedeni, bağırsak kanseri nedeni ile gizli kan kayıpları olabilir.

Dışardan alınacak demir hapları kelliğin ilacı değildir ama gerekli görülen hallerde bu derdin çözümünde önemli katkılar sağlayabilir. Her ne kadar bu haplar, besin destek raflarında reçetesiz olarak satılabiliyorlarsa da bir doktorun tavsiyesi olmadan demir hapı kullanılmamalıdır.

Demir açısından zengin mercimek, fasulye, kabuklu deniz ürünleri, ıspanak, kuru üzüm, kuru erik ve kırmızı yağsız et sağlıklı demir kaynakları olarak tüketilmelidir.

Anneler Dikkat!



Uzun süre biberonla beslenen çocuklarda diş çürümelerine daha sık rastlanılmaktadır. Bu dişler tedavi edilmezse ağrı ve iltihaplanma yapar. Çekilmek zorunda kalırsa da çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir...

Çocuğun ilk diş hekimiyle tanışması ve diş kontrolünün, ilk süt dişi sürer sürmez (6-9 ay arası) yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilk diş hekimi ziyareti; çocuğun ortama, yardımcı personellere ve diş hekimine alışmasıyla birlikte, ileride yapılacak diş tedavilerinde daha az endişe duymasını sağlayacaktır. 6 aylık kontrollerle diş hekimi çocuğu takip altında tutabilir, yanlış beslenme alışkanlıkları konusunda aileyi uyarabilir ve çürükten koruyucu uygulamalar hakkında aileleri bilinçlendirebilir. Bebeklerde ilk dişler ağızda yer almasıyla, beslenmelerden hemen sonra dişler temizlenmeye başlanmalıdır. Çürük oluşturma riski yüksek gıdalarla beslenen bebeklerde gıda artıkları dişlerin üzerindeyken uykuya dalmaları, uykuda tükürük akışının azalmasıyla çok hızlı şekilde demineralize olarak çürümektedir. Bebeklerin diş temizliği için çeşitli firmaların çıkardığı özel yeni doğan, 0-2 yaş fırçaları ile diş temizliği sağlanabilmektedir.

ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Uzun süre biberonla beslenen çocuklarda gözlenen bu çürüklere "biberon çürüğü" adı verilmektedir. Biberon çürüklerinde öncelikle üst ön dişler etkilenir. Çürükler genellikle kolay görülmeyen yerler olan dişlerin arka kısımlarında başlar. Sonra üst çene arka dişler ve ardından alt çene arka dişler etkilenir. Alt kesici dişler genellikle bu durumdan etkilenmez. Çünkü dil üstlerine gelerek onların ağız içerisindeki sıvılara maruz kalmasını önler ve bakterilerin yıkıcı etkilerinden korur. Gece yatmadan önce ya da uyku sırasında bebek, anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir. Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.

YAPILMASI GEREKENLER

Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

* Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.

* Süt ve mamalara şeker, bal, pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin aynı şekilde emziği bala ve reçele batırmayın.

* Bebek beslendikten sonra hemen arkasından mutlaka su içirin.

* İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla beslenme sonrasında temiz, ıslak bir tülbent ile dişler temizlenmeli ve dişetlerine masaj yapılmalıdır.

* Özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir. 1 yaşından sonra biberonla beslenme alışkanlığı yavaş yavaş bırakılmalıdır.


Beslenmesine dikkat edin

Çocuğunuzun diş sağlığı için ne yediği kadar, ne zaman ve ne sıklıkla yediği de önem taşır. Dengeli beslenme uzun süreli diş sağlığı için önemlidir. Karbonhidrat içerikli yiyeceklerin ağız içinde ve diş yüzeyinde uzun süre kalmaları diş çürüklerine neden olur. Ağız içinde bulunan bakteriler, bu karbonhidratlarla beslenerek asit oluşturur. Bu asit dişin mine tabakasına etki ederek çürük oluşumunu başlatır. Öğünler arası geçen sürede tükürük bu asidin etkisini ortadan kaldırmaya yarar. Sık yemek yeme alışkanlığı ağzın asidik kalmasına neden olarak diş çürüklerine yatkın hale gelmesine neden olur.

* Çocuğunuza taze meyve, sebze ya da peynir gibi sağlıklı yiyecekler verin.

* Şeker içermeyen ya da şeker katılmamış yiyecekler satın alın.

* Şekerli ya da nişastalı yiyecekleri atıştırma olarak değil, yemeklerden sonra verin.

* Çocuğunuza xylitol içeren ya da şekersiz sakızlar almaya yönlendirin.

* Ara öğünlerin daha az olmasını sağlayın. Sık yenen yiyecekler sonunda ağızda asit oluşumu artar ve uzun süre bu şekilde kalır.

* Çocuğunuza yatmadan önce meyve suyu ya da asitli içecekler vermeyin.

Aldatmaya Karsi Alinacak En Kesin Onlem



Check-up'ın risk gruplarına ve hastalıklara göre genel sağlık kontrolü olarak
bilindiğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak;
"Erken teşhis hekimler tarafından tüm hastalıkların tanısında ısrarla üzerinde
durulan bir konudur. Çünkü bir kez hastalığa yakalandıktan sonra alınan tüm
tedbirler ve uygulanan tedaviler hem eski sağlığımıza kavuşturmakta yetersiz
kalabilir hem de maliyet çok yüksek düzeylere ulaşır. Bu yüzden hastalıklara
yakalanmadan önlemler almak çok daha mantıklıdır. Sağlıklı insanların yılda bir kez
yaptırması gereken check-up adını verdiğimiz kontrollerle de vücudumuzun genel
durumu hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Check-up'ta amaç çok rahatsız edici
şikayetler olmadan da hastalıkların erken safhalarında yakalanmasıdır. Check-up ile sağlanan erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhisle bulaşıcı hastalıkların özellikle aile içi yayılması önlenir, tedavi masrafları çok müthiş oranlarda azaltılır, kanser gibi ileri evrelerde tedavisi mümkün olmayan hastalıklar tedavi edilme şansı bulur.

Cinsel check-up amacıyla yaptırılan tetkikler ve muayeneler de cinsel işlev
bozukluklarının erken teşhisinde çok büyük rol oynamaktadır. Enstitü olarak başta
üriner sistem ve genital sistem olmak üzere cinsel sağlığın korunmasında, değerli
halkımıza, yılda en az bir kere cinsel check-up yaptırmalarını öneriyoruz. Özellikle
ergenlik ve evlilik öncesi yapılacak cinsel chueck-up'a CİSED olarak çok önem
veriyoruz. Çünkü erken boşalmadan sertleşme bozukluklarına, vajinismustan ağrılı
cinsel ilişkiye kadar pek çok konu bu sayede daha hastalık başlamadan erken teşhis edilebilir ve gerekli psikolojik destek ve cinsel bilgilendirmeler ile kişi cinsel
sağlığı yerinde bir birey olarak topluma kazandırılabilir. Ergenlik döneminde
gençleri doktora götürüp sorunları konusunda bilgilendirmek, cinsel sorunlarda
önemli bir yer tutan utanma duygusunun ortadan kalkmasını da sağlıyor. Bu nedenle ergenlik ve evlilik öncesi cinsel check-up şarttır" dedi.

Göbek Yağlarından Kurtulun



Göbek bölgesi yağlanması, kalça yağlanmasından daha büyük bir sorun...

Lokal yani bölgesel olarak tâbir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülüyor. Nedenleri arasında ise yüksek şekerli yiyeceklerin fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma ve insülin dengesizliği ilk olarak geliyor.

İnanmak zor gibi geliyor ama insanın ince görünmesi için boyu ile kilosunun orantısı, vücut kitle endeksinin normal veya düşük olması her şeyin yolunda gittiğini göstermeye yetmeyebilir.

Gayet normal bir kilonuz olduğu halde pekala obez olabilirsiniz. Yani kan yağlarınız artmış, karaciğeriniz yağlanmış, kalp ve damar hastalıkları riski büyümüş, metatabolik sendrom belirtileri ortaya çıkmış olabilir.

Bu duruma "Normal ağırlık obezite sendromu" adı veriliyor. Ve tamamen vücuttaki yağ-kas-kemik ağırlığı orantıları ve yağların nerelerde toplandığı ile ilgili olarak ortaya çıkıyor. Nasıl mı? İncecik insanların bile vücudunda yağ oranı yüzde 30'u ve bel çevresinde toplanmış olabilir.

Vücudumuzdaki yağ oranı ne kadar yüksek ve orta kısmında, bel çevresinde toplanıyorsa, bir bakıma kanı zehirleyen faktörler de o oranda yükselmeye başlıyor. Özellikle "cytokin" olarak tanımlayabileceğimiz bu salgılar vücudumuzdaki şeker metabolizmasını, yağ metobolizmasını ve damarlarımızı olumsuz yönde etkiliyor. Bu süreç yuvarlandıkça büyüyen bir kartopuna benziyor. Ancak büyüyen kar kitlesi değil, kalp hastalıkları dolaşım sorunları ve metabolik sendrom tehlikesi.

Gayet zayıf insanlann da kalp hastalıklarına yakalanabildikleri ve belirli bir yaştan sonra nasıl kilo aldıklarını görünce şaşırırız. Oysa zayıf bile olsak göbek çevresinde ve bel bölgesinde yağlanma risklidir.

Çünkü vücudumuzdaki yağlar belirli salgıları olan tek bir organ gibi çalışırlar. Bel bölgesindeki yağlar diğer bölgelerdeki yağlara göre daha aktif ve zararlı olurlar. Kendi kendilerini beslerler. Birçok araştırma göbek yağlanması ile kronik iltihaplanma arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor.

Yani uzun lafın kısası bel çevresindeki yağlar çok fazla sorun yaratırlar. Vücudun yağlanması hipertansiyon, şeker hastalığı ve damar sertliğine yol açan tüm sorunları beraberinde getirir.

Diyetisyenlere göre doğru vücut ağırlığında olmak sağlıklı olmak demek değildir. Bu konuda vücut yağ dağılımı çok önemli, örneğin, bir bireyin yağ değerleri referanslar arasında olabilir fakat ayrıntılı ölçümlerde bu yağın çoğu göbekte birikmisse risk oluşturmaya başlar.

Özellikle ileriki dönemde şeker hastalığına, kalp hastalıklarına ve tansi¬yon problemlerine davetiye çıkarır. Eğer giydiğiniz pantolon ve etekler size dar geliyorsa bunu şişkinlik ve gaz problemi ile karıştırmayın ve mutlaka bir uzmana damsın" diyerek bu konunun önemine dikkat çekiyor.

İnsülin dengesizliği: (Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok Önemlidir. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Hareketsiz yaşam-ofis yaşamı: İdeal kilonun korunabilmesi için harcanan enerjinin alınan enerjiden fazla olması gerekir.Fakat son yıllarda maalesef alınan kalori miktarlarının fazla olmasına karşın harcanan kalori miktarı çok az bir seviyededir. Bu da doğal olarak obeziteyi beraberinde getirmektedir.

Düzensiz beslenme: Yoğun yaşamdan dolayı günü tek bir öğünde bitirmek, gün içinde çok aç kalıp tek bir öğüne fazlaca yüklenmek de metabolizmayı ve insülin düzeylerini bozmaktadır.

KİMLER RİSK ALTINDA?

1. Elma vücutlular: Bu gruba girenler özellikle dikkat etmeli. Çünkü elma vücutlu diye tabir edilen bu vücut şekli üst tarafta yağ toplanmasına eğilimli bir vücut şeklidir. Bu yüzden normalde zaten sahip olunan bir göbek bölgesi olduğu için meydana gelen yağlanma anlaşılamayabilir.

2.Ailede diyabet (şeker hastalığı) olanlar 3.Son 6 ay ve ya l yıl içinde karın bölgesinde aşırı yağlanma meydana gelenler 4.Sürekli veya yemeklerden sonra tatlı ihtiyacı içinde olanlar 5.Hareketsiz yaşam sürenler 6.Tek veya 2 öğünle yaşam sürdürenler Bel çevresi ölçümleri sağlığınız için önemli bir referanstır.

Bel çevresi (cm) Kadın - Erkek Değerlendirme

>8O >94 - Kilolu >88 >102 - Şişman

BESLENME TEDAVİSİ:

Yapılan hatalar neler? Oluşan tatlı ihtiyacını tatlıyla gidermek. Sürekli yüksek karbonhidrat içeren besinleri tüketmek ve protein alımlarını en azda tutmak. Doymuş yağ içeren gıdalara çok ağırlık vermek.

YAĞLANMANIN ÖNLENMESİNDE KALORİ MİKTARI MI, İÇERİK Mİ ÖNEMLİ?

Yapılan çalışmalar her ikisini de önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Örneğin, 2007 yılında Diyabet Merkezinin yaptığı bir çalışmada, aynı kaloride fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış ve 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş obez II katılımcıya uygulanmıştır. Bu katılımcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş (öğün başına 40 kcal) bir program uygulamışlardır. Diyetler:

1.Yüksek karbonhidrat içeren beslenme programı 2.Yüksek doymuş yağ beslenme programı 3.Akdeniz Tipi Diyet

Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir.

Diğer bir iddia ise yüksek karbonhidrat ile birlikle aiınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak, avokado, ceviz, zeytin yağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır.

Bununla birlikle birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır. Tekli doymamış yağ asidi (MUFA) kaynaklan:

Zeytinyağı, kanola yağı, badem yağı Fındık, fıstık, ceviz Avokado, zeytin

Vücutta fazlaca salgılanan insilün düzeylerini normal bir seviyeye ulaştırmak beslenme tedavisinin ilk aşamasını oluşturur. Bunun için de devreye glisemik indeks kavramı girmektedir. Glisemik indeks bir besin maddesinin vücuda alındıktan sonra vücuda salgılattığı insilün miktarına göre besinlerin yüksek,orta ve düşük olarak sınıflandırılmasıdır.

Glisemik indeksi 55'in altında olanlar düşük, 55-70 arasında olanlar orta, 70'in üstünde olanlar ise yüksek olarak tanımlanır. Genellikle düşük glisemik indekse sahip olan gıdalar önerilir. Ayrıca glisemik indeksi düşük yiyecekler daha fazla posa (lif) içerdikleri için kan şekerini dengelemekle birlikte kolestrol düzeylerini de düşürür. Kolza ve ya bilinen ismiyle kanola, son yıllarda insanlara temel gıda olarak tavsiye edilebilecek düzeyde yararlı yağlı tohumlu bitkilerden.

Kanola yağı bitkisel yağlar içinde en düşük seviyededoymuş yağ asitleri içeriyor. Oleik asit bakımından yüzde 61 ile yüzde 75'lik zeytinyağından hemen sonra geliyor. LDL kolestrol seviyesini düşüren oleik asit HDL kolestrol seviyesini ise etkilemiyor.

Kontrol altında tutmak için SED:

Sıkılaştırma: Vücut kaslarını korumak için kuvvetlendirme hareketlerinin yapılması. Egzersiz: Yağ yakımı için yapılan aerobik egzersizler. Diyet: Kalp sağlığını korumak için doymamış yağların olduğu,doymuş yağların az olduğu Akdeniz diyeti.

Boyun ve Dekolte Bakimi, Maskeler, Parfumler



Bir akrabam, tüm gençliği boyunca "boynum kalın" diyerek, ne kışın ne de yazın yakasız bluz giymemişti. Ancak yaşı ilerleyince rahatladı. Ona nedenini sorduğumda bana cevabı, "Boş vermişim dünyaya" oldu ve kahkahayı bastı. Aslında menopoz sıkıntıları, ateş basmaları, ani terleme nöbetlerinden sonra sıcağa tahammülü kalmamıştı ve nasıl göründüğü de, artık pek umurunda değil gibiydi...

Bence dekoltesi kırışmamıştı ve açık yakalı giysiler boynunu daha düzgün gösteriyordu. O da bu durumun keyfini çıkarıyordu! İşin aslına bakacak olursak, boynumuz genelde çok çabuk kırışır. Hatta yüzümüzden önce bize ihanet eder. Boyun derisi yüz derisinden daha ince ve daha hassastır. Güneşten inanılmaz derecede etkilenir. Öte yandan yüzümüze oranla çok daha fazla baskı altındadır. Gün boyunca kıvrılır, katlanır, şekilden şekile girer. Gece uyurken bile aynı baskı devam eder.

Dik durmak önemli

Gün boyunca başımızı eğeriz. Her türlü işi yaparken; okurken, yazarken, düşünürken, bilgisayar başında boynumuz daima öne doğru eğilir. Sonunda kat kat kırışır ve yatkın olanların gıdıları da büyür. Masa başında, saatlerce başımız öne eğik olarak çalışmak hem kırışıklık, hem de kireçlenme açısından sakıncalıdır. Siz en iyisi başınızı daima dik tutun. Bunu sağlamak için sırt ve omuzlarınızı da dik tutmanız gerekir ki, bu bütün duruşunuzu ve vücut dilinizi olumlu yönde etkiler.

Yatış şekline dikkat

Yüksek yastıklar yüzümüzün ve boynumuzun kırışmasına hatırı sayılır katkıda bulunur. Size tavsiyem, yastıksız ve sırt üstü yatmanız. Uykuda durmadan sağa sola dönerseniz cildinizde yastık izleri kalır. Bu izler zaman içinde yer edip kırışıklık haline gelir. Saten bir yastık kullanırsanız izler azalır ama yine de zamanla basınçtan oluşan çizgiler oluşabilir. Vücudunuzun şeklini alan visco yastıklar hem yüzünüzü hem boynunuzu katlanmaktan korur. Sırtüstü uyumak için, seyahatlerde kullanılan ve boyuna takılan şişme yastıkları da kullanabilirsiniz. En azından bir havluyu kıvırarak boynunuzun altına koyabilirsiniz. Bu önlemler hem sağa sola dönmenizi azaltır, hem omurganızı dinlendirir hem de boyun, dekolte ve yüzünüzde kat yerleri oluşmasını önler.

Güneş büyük düşman

Boyun ve dekoltemiz güneşte en kolay kuruyan, lekelenen ve kırışan bölgemizdir. Güneş ve aşırı solaryum etkisini ilk önce boyunda gösterir. Boyun derisi kısa sürede kalınlaşır, kabalaşır ve kırışır. İşin garip tarafı yüzümüze kat kat kremler süreriz ama birçoğumuz boyun ve özellikle dekoltemizi bu bakımdan mahrum ederiz. Oysa güneşten koruma, yüz temizleme ve nemlendirme adına yaptığımız her şeye hatta peeling'ler ve maskelere boyun ve üst dekoltemizin de ihtiyacı vardır. Geçen hafta araba kullanırken boynumuzun, dekoltemizin savunmasız bir halde güneşe maruz kaldığına hatta eşit olmayan bir şekilde tek taraflı yandığına değinmiştim.

Parfümler

Parfüm şişesini elimize aldığımızda ilk yaptığımız hemen boyun kenarlarına ve göğsümüze sıkmaktır. Oysa parfüm, güneşe karşı hassasiyetimizi ciddi ölçüde artırır. Özellikle yaz aylarında, boyun bölgesine parfüm sürmeyin. Boyun ve göğüsteki lekelerin çoğu parfümlerin eseridir. Geceleri parfüm sürdüğünüzde sabah duş almadan güneşe çıkmayın.

İnce uzun boyunlar daha şanslı

Boynumuzun doğal şekli kırışıklığın oluşumunda çok etkilidir. Kalın ve kısa boyunlarda çocukluktan itibaren, hafif yatay çizgiler oluşmaya başlar. Bu çizgiler giderek derinleşir. Hele çene küçükse boyunda şekil bozulmaları ve gıdı daha fazla dikkat çeker. İstenirse çene dolgu veya protezle büyütülüp kamufle edilebilir. Yuvarlak yüzlerin boynu genellikle kısadır. İnce, uzun boyunlar hareketten daha az etkilendikleri için daha geç kırışırlar ve bütün tedavilere daha iyi yanıt verirler.

Boyun gençleştirme

Boynumuzu gençleştirip güzelleştirmenin birçok yöntemi var. Ama her şeyden önce günlük bakım, yatış şekli ve güneşten koruma gelir. İhtiyaca göre birçok yöntemden yararlanılabilir. Estetik cerrahi, botox, dolgu teknikleri, ışık tedavisi (Foto IPL), Mikro Dermabrazyon, Karbossi Terapi, peeling çeşitleri gibi. Ancak bunların birçoğu için sonbaharı beklemek gerekiyor, bu konudaki ayrıntıları o zaman yazmak üzere erteliyorum. Botox veya dolguya ihtiyacınız varsa her mevsimde yararlanabilirsiniz. Masaj boyun için çok yararlıdır ve mevsimi olmayan etkili bir tedavidir. Masaja cilt pembeleşinceye kadar devam edilmeli, sonra maske veya kompres ile cildi dinlendirmeye geçebiliriz.

Boyun maskeleri

Yaz mevsiminde cildinizi tahriş etmeyecek, güneşe karşı hassasiyetinizi arttırmayacak bir boyun maskesi ile kompres önerebilirim...

Patates maskesi:

Pişmiş patatesi soyup ezdikten sonra bir yumurta sarısı, bir çay kaşığı bal, bir çay kaşığı zeytinyağı ekleyip bir lapa haline getirin. Bu karışımı bir sargı bezi veya tülbent içine koyup boynunuza sarın. Yüzünüz yuvarlak ise 20-30 dakika, ince ise 10-15 dakika kadar bekletin. Bu maskeyi haftada iki kere uygulayabilirsiniz.

Dinlendirici kompres:

Bir kabın yarısına soğuk süt koyup üzerini su ile doldurun. Yani yarısı süt yarısı su olan bir karışım hazırlayın. Sonra büyükçe bir pamuk parçası ile boynunuza birkaç kere kompres yapın. Ardından soğuk su ile yıkayın. Bu kompres anında etki eder. Boynunuz daha diri ve pürüzsüz görünür.

Genc Bir Vucuda Sahip Olmanin Yollari



TV seyretmeye ya da yemek yapmaya ayırdığınız zamanın onda birini kendi bakımınız için harcayın. Vücudu güzel göstermenin 7 basit yolu şunlar...

Tensel bakım, ruhunuza da yansır, mutlu olursunuz. Böylece geçen yıllara üzülmek yerine, onlarla dostça yaşamayı öğrenirsiniz. Bazı basit bakım yöntemleriyle tepeden tırnağa kendini iyi hissetmenin mümkün olduğunu belirten Medical Park’tan Dermatolog Uz. Doktor. Sibel Ünlüiskit, kadınlara “İyilik ve güzellik” tüyoları verdi...

Kuru saça Hint yağı ve yumurta ile bakım yapın

Yazın güneş, deniz ve havuz suyu saçların nem kaybına uğramasına, renk açılmasına yol açabilir. Özellikle boyalı saçları olanlarda zararlar daha fazla gerçekleşir. Bone kullanımı bu sorunları engellemesi açısından çok önemlidir. Saç bakım ürünlerinin UV filtresi içermesi de koruma sağlar. Kaliteli saç ürünleri kullanmaya özen gösterin. Zira şampuan ve saç ürünlerinin 'ammonium laurel sulfate' ya da silikon içerenleri saçınızı kurutarak daha kolay kırılmasına neden olabiliyor. Kurumuş ve yıpranmış saçlarımıza parlaklık vermek ve beslemek için ise zeytinyağı, Hint yağı gibi yağlardan ve protein açısından da yumurtadan yararlanabilirsiniz. Üstelik bu uygulamalar, uzun yılardır kadınların güzellik bakımında tercih ettikleri doğal yöntemler olmuştur.

Tırnak kenarları için fırça kullanın

Tırnaklarınızın kırılmaması ve estetik görünümünü koruması için temizlik yaparken kullandığınız deterjanlardan zarar görmemek için eldiven takın. Tırnaklara alkol içeren losyonlar kullanmaya özen gösterin. Beslenmenizde; demir, kalsiyum, potasyum, çinko, B vitamini içeren yiyecekler ve bol su tüketmeye özen gösterin. Korumanın yanı sıra tırnak kenarlarını hafif fırçalayarak kan dolaşımını hızlandırabilir, çevresine besleyici kremlerle masaj uygulayarak güçlenmelerine yardımcı olabilirsiniz. Tırnak çevresini sürekli nemlendirmek ve kurumasını engellemek şeytan tırnaklarını önler. Unutmayın ki; ojesiz tırnaklar korunmasızdır, bu yüzden koyu renkleri sevmeseniz de, en azından bir kat cila sürmeyi ihmal etmeyin.

Yağsız ve yumuşak boyun derisi için masaj şart

Yaşı ele veren boynunuzun kuğu gibi olmasını istiyorsanız, öncelikle boyun kaslarınızın çalıştırmanız çok önemli. Boyun kaslarına gereken özen gösterilmezse yatay çizgilenme oluşur. Yapacağınız boyun egzersizleriyle kasların iyi çalışması sayesinde boyun bölgesi gerginliğini korur. Boyun derisi yumuşak ve yağ oranı açısından fakirdir; bu dengenin sağlanması açısından da kasların iyi çalışması son derece önemlidir. Boyun derisinin kurumaması da öyle. Boyun bakımı için üretilen kremler dokuları beslediği gibi, ölü hücreleri de yok eder. Aynı zamanda kırışıklıkların oluşumunu da engeller. Boynu uzun süre güneşte tutmak da son derece zararlıdır. Eğer uzun süre güneşte kalacaksa, mutlaka boyun derisini güneşten koruyacak bir krem kullanılmalıdır. Boynunuza bakım yaparken; geceleri yatmadan önce tonik ardından da besleyici bir krem uygulamalısınız. Krem, cildinizin yorgunluğunu giderir ve daha canlı kalmasını sağlar. Bütün bunlardan sonra cildinize masaj yapabilirsiniz. Masaj hem rahatlatacak, hem de sıkılaşmasını sağlayacaktır.

Dudaklanızın çatlamasını istemiyorsanız...

Dudaklarınızın güzel görünmesini istiyorsanız her şeyden önce kurumasını ve çatlamasını önlemelisiniz. Unutmayın; bakımlı dudaklar güzelliğinizin önemli bir tamamlayıcısıdır. Bunun için yanınızda taşıyacağınız bir çatlak kremini (lipstick) gerektiğinde sürmeniz yeterli olacaktır. Özellikle kışın, ruj seçiminizi dudak koruyuculu olanlardan yapmalısınız. Makyaja başladığınızda dudaklarınız çatlak olmamalı, çünkü bunu bir anda gideremezsiniz.

Dekolte için önce sıcak sonra soğuk duş

Dekoltenizi sık sık nemlendirmeyi ihmal etmeyin. Sutyen alırken sıkı olmamasına dikkat edin ve alttan destekli olanları tercih edin. Önce sıcak sonra soğuk duş alın. O bölgenin hassasiyetine ve ihtiyacına uygun ürünler tercih edin. Yastık seçimine çok özen gösterin. Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.

Cildi aydınlatmanın yolu peeling’den geçer

Yaşımıza ve cilt tipimize göre bakım ürünleri kullanarak yapacağımız bakımlarla cildimize sağlık, parlaklık ve canlılık kazandırmamız mümkün. Unutmayın; günde birkaç dakikanızı ayırarak cildinizin sağlıklı ve genç kalmasını sağlayabilirsiniz. Bakımın ilk basamağı temizliktir ve asla ihmal edilmemesi gerekir. Cilt temizlenmeden kullanılan kremlerden yeterince yararlanılamaz. Düzenli olarak uyguladığınız peeling, cildinizi aydınlatır. Peeling ürünüyle dairesel hareketler yaparak nazik bir şekilde baskı uygulayın ve masaj yapın. Ardından cildinizi suyla temizleyin.Cildimizi uygun bir nemlendiriciyle nemlendirmek ve aynı nemlendiricinin anti-aging özeliklerinden faydalanmak mümkündür. Günlük bakımların yanı sıra, aylık uygulanan cilt bakımları da cilt sağlığına olumlu katkı sağlar. Sivilceli ciltlerin tedavisinde de çok etkili olan cilt bakımları, aynı zamanda ilerleyen yıllarla birlikte kaybedilenleri yerine koymak için de bulunmaz fırsattır.

Rahatlamak için refleks noktalarına masaj yapın

Vücut ağırlığını taşıyan, bütün günü ayakkabı içinde geçiren ayaklar bakıma en çok ihtiyaç duyan bölgelerden biridir. Akşam eve yorgun gelen ayakların masajla rahatlatılması, hem sağlık hem de kişinin rahatı açısından önemlidir. Bu amaçla üretilen masaj aletleri kullanılarak ayaklarınızı rahatlatabilirsiniz. Refleks noktalarına da masaj yapabilen aletler, toksinlerin atılmasını da sağlıyor. Masaj sonrasında, ayaklara yönelik üretilen bir bakım kremiyle ayaklarınızı nemlendirerek bakımınızı tamamlayabilirsiniz. Tırnaklarınızı kesinlikle çok kısa kesmeyin. Özellikle düz kesmeye özen göstererek, batık oluşumunu engelleyebilirsiniz. Mantar gibi hastalıklardan korunmanız açısından da pedikür yaptırırken kendi özel aletlerinizi kullanmayı tercih edin. Deride kalınlaşma ve nasırlaşma eğilimi olan ayaklarda, ölü hücrelerden arındırma önemli bir adımdır. Uygun ürünlerle yapılan düzenli bakımla, ayak tabanındaki deri kalınlaşması ve nasırlaşma belirli oranda azaltılabilir. Bu ürünlere rağmen sorun oluşuyorsa, doktor tavsiyesi ile daha farklı uygulamalara gereksinim duyulabilir. Ayaklardaki terlemeden ve kokudan, günümüzde artık sunulan çok fazla ürün çeşidiyle kurtulabilirsiniz.

Sevgilinizle Nasil Anlasacaksiniz?



Her kadın, erkeklerin değişimden nefret ettiklerini bilir.

Kadınlar saç şekillerini, giyim tarzlarını ya da cep telefonlarını ikide bir değiştirirken, erkekler var olandan kopamaz ve ona sıkı sıkıya bağlanırlar.

Onların arkadaşları, kıyafetleri veya en tercih ettikleri içki asla değişmez, iyi çevresi olan arkadaşları yerine kılıksız ve silik eski okul arkadaşları ile görüşmeyi tercih ederler. 15 yaşından beri içtikleri biradan şaraba geçmeleri bile son derece zordur.

İşte iki cinsi ayıran en önemli ve tartışmaya açık özelliklerden birisi de budur. Modayı takip eden, dinamik genç kadın, "Eski iç çamaşırlarını çöpe attım ve sana yeni Calvin Klein iç çamaşırları aldım" derken, eski kafalı erkek: "İnanmıyorum! En sevdiklerim! Neden beni değiştirmeye çalışıyorsun?" diye tepki verebilir.

Belki de abartıyoruz ama eminiz hepiniz buna benzer olaylar yaşamışsınızdır. Erkeklerin yaşadığı ikilem şudur: sıkıcı olmak istemezler ama bunun için de çok dikkatli olmaları ve çaba harcamaları gerekir. O yüzden onların yeni bir şey denemekten hoşlanmadıklarını ve kalabalıktan uzak durmak istediklerini aklınızdan çıkarmamalısınız.

Peki, o halde onları nasıl eğiteceğiz? Aşağıdaki üç basamaklı planın yardımıyla bunu basitçe yapabilirsiniz:

Onun erkeksi duyularına dokunun.
Espri anlayışını harekete geçirin.
Olayları büyütmeyin.
Değişime uğradığını kendisi bile fark etmeden bunu sağlayabilirseniz tam anlamıyla başarılı oldunuz demektir.

Moda takipçisi değil, şık

Moda söz konusu olunca, erkekler ikiye ayrılırlar. Eski jean ve yırtık tişörtle ortada dolasan aylak tipler veya modayı takip ettiğini göstermek için en ünlü modacıların koleksiyonlarına avuç dolusu para harcayan moda kurbanları. Sizin yapmanız gereken ise onların orta yolu bulmasını sağlamak.

Erkekler temiz ve düzgün giyinmeyi isterler ama nereden başlamaları gerektiğini çoğunlukla bilemezler. Onlara küçük adımlarla yol göstererek işe başlayabilirsiniz, önce ihtiyacı olan bir- iki şey tespit edin. Daha kalabalık bir liste hazırlarsanız onu değiştirmeye çalıştığınızı düşünecek ve bu durumdan rahatsız olacaktır. Onun beğeneceği bir şey almak istediğinizi söyleyin. Siz önceden gidip biraz araştırın ve ikinci sefer onunla çıktığınızda bulduklarınızı ona gösterip denemesini isteyin. Ama bunu tek bir mağazaya giderek halletmeye çalışın çünkü çok fazla gezmekten sıkılacaktır. Kadınlar moda konusunda erkeklerden daha başarılıdırlar: ona bir şey seçerken klasik ve modası kolay kolay geçmeyecek kıyafetler bulun. Sizin seçimlerinize güveni arttıkça ve böyle daha şık görünmeye başladığına inandıkça ona yakışacak giyim tarzını zaman içerisinde oturtabilirsiniz.

Kendi görüntüsünden emin olması ve kendine güvenmesi için, pantolon ve gömlek yerine takım elbise almasını önerebilirsiniz. Beğendiğiniz ünlü, yakışıklı ve iyi giyinen erkekleri örnek vermeniz ona yol göstermek ve yeni giyim tarzını benimsetmek açısından çok yardımcı olacaktır.

Tutucu değil, açık

Bütün erkekler çok iyi seks yaptıklarını düşünürler ama içlerinde de bunun doğru olup olmadığına dair bir şüphe barındırırlar. Hem kadınlar hem de erkekler, yatak odasında sadece birkaç harekete bağlı kalarak, sıradan bir cinsel yaşama hapsolabilirler. Peki, bu durumu fark ettikten sonra onun egosunu zedelemeden kendisini geliştirmesini nasıl isteyebilirsiniz?

Sadece kendisinin değil, sizin de zevk almanız gerektiğini ona anlatmanız gerekir. Bunu yapmanın mantığı çok basit aslında. Sizi ne kadar çok mutlu ettiğini gördükçe kendisi de o kadar çok keyif alacaktır. Onu kırmadan isteklerinizi dile getirebilmek için küçük bir oyun oynayabilirsiniz: Size vereceği zevk kadar onu ödüllendirin. En sevdiği fantezilerini size anlatmasını isteyin ve onları birden beşe kadar sıralayın. Sizi her orgazma ulaştırdığında bunlardan bir tanesini yapacağınızı söyleyin. Bu oyunların sonucunda, o da sizi daha mutlu etmek adına yatakta daha iyi olmak için uğraşacaktır.

Kavga eden değil, tartışan

Erkek arkadaşınızla kavga etmekten nefret mi ediyorsunuz? Kendinizi ifade edecek kelimeleri bulamadığınız veya onun inadı yüzünden söylemek istediklerinizi anlatamadığınız hiç oldu mu? Bir de o, bu kavganın çok aptalca ve boş bir neden için yapıldığına inanıyorsa durum daha da kötüleşir.

Tartışmalarınızı seviyeli bir hale getirin. Yapılan her kavgada iki tarafın da kendilerine göre haklı nedenleri vardır ve konuyu çözüme kavuşturabilmeniz için, orta yolda buluşup öyle tartışmaya başlamanız gerekir.

Erkekler kadınlara göre biraz daha kapalıdırlar ve uzlaşmaya yanaşmak konusunda zorlanırlar. Erkek arkadaşınızla sessiz bir yerde karşılıklı oturup, kavga etmeden konuyu tartışmanız ve bir sonuca ulaşmanız gerektiğini ona anlatın. Yıkıcı şekilde kavga etmekten hoşlanmadığınızı ve bunun hiçbir sorununuzu çözmediğini ona mantık çerçevesinde açıklamaya çalışın.

Gerekirse ona, tartışmaya yanaşmamanın, insanın kişiliğinin gelişmemiş olmasının bir göstergesi olduğunu hatırlatın. Bu muhtemelen onun gururuna dokunacak ve kendine çeki düzen vermesini sağlayacaktır. Birbirinize komik isimler takarak bu alışkanlığı daha neşeli hale getirebilirsiniz. Örneğin, Avrupa Yakası'nın Tahsin ve İfot'u veya Tom ve Jerry gibi. Birbirinizi dinlemediğinizi fark ettiğiniz anda, bu isimlerle birbirinize hitap edin ve birbirinizin dikkatini çekin.

Oturan değil, dans eden

Çoğu erkek dans etmekten hoşlanmaz. Bu durumu utanç verici ve sıkıcı bulurlar. Aynı zamanda içkileri ellerinde ayakta kalmaktan da rahatsız olur. Bunun yerine masada olmayı tercih ederler. Ancak bir kadından etkilendiklerinde durum değişebilir. Masayı umursamaz ve hoşlandıkları kadına yakın olabilmek için dans etmekten çekinmezler.

O hâlâ sizin elinizi tutmaya çalışırken erkek arkadaşınızı nasıl dans pisline götüreceksiniz? Ona ihtiyacı olan güveni vererek ise başlayabilirsiniz. Şakayla karşılık, bir erkeğin yatak odasındaki performansına dans etmesine bakarak karar verdiğinizi ve eğer isterse ona birkaç dans figürü gösterebileceğinizi söyleyin. Burada aslında dans değil de seksten bahsettiğinizi hemen anlayacak ve dikkatinizi çekmeye çalışacaktır. Gerçek şu ki, erkekler dans etmeyi sevmezler çünkü genellikle nasıl dans edeceklerini bilemezler. Ona öğretirseniz, piste çıkmaktan hiç çekinmeyeceğini göreceksiniz.

Dans eden erkeklere de kınayarak bakarlar ama aslında çoğu zaman içlerinde onlar gibi dans edebilmenin özlemi yatar. Unutmayın ki John Travolta gibi dans edip, sizi etkileyebilmeyi her erkek ister!

En Yeni Sac ve Makyaj Trendleri



Şimdi parlak dudakların, buğulu gözlerin, havalı saçların ve rengarenk tırnakların zamanı! İşte yazın en gözde trendleri karşınızda...

1 Günbatımı Renklerinde Gözler
Mor, pembe ve turuncu tonları, günbatımının tüm renklerini gözlerinize yansıtıyor. Kullanmak istediğiniz en açık rengi kaş kemiğinin altına uygulayın. Ardından bir ton koyu farı göz kapağının üzerine, en parlak rengi ise kirpiklerinizin başladığı noktaya sürün.

2 Şeker Gibi Tırnaklar
Bu yaz renklerle oynama zamanı. Pespembe bir ojeyi bile rahatlıkla kullanabilirsiniz. Tırnaklarınızın uç kısımlarına fazladan bir kat daha oje uygulayarak ojenin soyulmasını önleyebilirsiniz.

3 Kısaltılmış Uçlar
Yaz sezonu defilelerinde podyumlara kısa tırnaklar hakimdi. Bu tırnaklara sahip olmak için kare kesimi tercih edin ve çok işlevli tırnak törpüsü ile tırnaklarınızın yüzeyini parlatın.

4 Havalı Saçlar
Saçınızdaki katları ve bukleleri kontrol altına alabileceğiniz bir ürünle bakımlı görünen modeller yaratabilirsiniz. Saçlarınız düzse hacim veren bir ürünü tercih etmelisiniz.

5 Bronza Yakın Ten
Artık makyaj uzmanları daha açık tenleri tercih ediyorlar. Yüzünüze otobronzan uygulamaktansa, cilt renginizi bir ton koyultacak renkli bir nemlendirici sürmeyi deneyin. Ancak bu nemlendiriciyi güneşin yüzünüzde ilk olarak bronzlaştırdığı kısımlarına sürmeye özen gösterin.

Mutlulugun Formulunu 40 Ayette Buldu



Takvim'de yazdığı aşk yazılarıyla tanınan İrfan Gürkan Çelebi, “Vahiyden Kalbe” adlı kitabında mutluluğun formülünün Kur’an-ı Kerim’deki 40 ayette buldu. İşte o ayetler...
Reklam
Takvim gazetesine yazdığı aşk yazılarıyla tanınan İrfan Gürkan Çelebi, farklı bir kitap hazırladı. Çelebi, “Vahiyden Kalbe” adlı çalışmasında yıllardır bulunamayan mutluluğun formülünün Kur’an-ı Kerim’deki 40 ayette saklı olduğunu söylüyor.

‘Mutluluğun formülünü bulmanın binbir yolu’na dair bugüne kadar yüzlerce kitap yayınlandı. Birbirinin kopyası olan bu kitaplar yayınlanmaya da devam ediyor. Oysaki yazar İrfan Gürkan Çelebi, bunlara hiç gerek olmadığını düşünüyor. Mutluluğun formülünü veren kitap, 1400 yıl öncesinden insanoğluna zaten gönderilmişti. Birçok filozofun, edebiyatçının sözlerine kulak verip mutluluğun peşine düşen insanlar, Yüce Yaratan’ın tavsiyelerini yıllarca göz ardı etmişlerdi. Çelebi’ye göre Aristo’yu, Rousseau’yu, Shakespeare’i çok iyi bilenler, aslında kendilerini herkesten daha iyi tanıyan Yaratıcı’nın mutluluk önerilerini araştırmadılar. Belki de merak etmediler. Aslında Kur’an-ı Kerim mutluluğun başucu kitabıydı. İşte Çelebi, Kur’an-ı Kerim’i anlamakta zorlandığını söyleyen, aralarında bir uçurum olduğunu zanneden, onu hiç eline almayanların okuması gerektiğini düşündüğü bir çalışma hazırladı. “40 Ayet Tefekkürü Vahiyden Kalbe” adlı kitabında insan ilişkilerinde başarılı ve mutlu olmanın yollarını anlatan 40 ayeti bir araya getirdi. Kitabın en önemli özelliği, bu ayetlerin edebi bir dille açıklanması. Kitaptaki edebi incelik, öncelikle denemelerin başlıklarında görülüyor. Mesela, güvenilir olmanın önemini anlattığı Mücadele Sûresi’nin 7. ayeti, “Yılan ıslığı kadar sessiz fısıltılar” başlığıyla, Fatır Sûresi’nin 19-22. ayetleri ise “Lütuf kapılarını çalmayan elbet cudamdır” başlığıyla açıklanmış. Çelebi, “Bu, kesinlikle bir din kitabı değil. Edebi dille ve deneme tekniğiyle yazıldı. Böyle bir kitap yazmamın nedeni, bunalım geçiren günümüz insanının yani benim bir çıkış yolu arayışı.” diyor. İrfan Gürkan Çelebi, aslında yazar, yönetmen ve oyuncu. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde dramatik yazarlık eğitimi almış. TiyatRol İstanbul’un genel sanat yönetmeni. Takvim gazetesinde köşe yazıları yazıyor. Uzun yıllar radyo programcılığı yapmış.

Çelebi’nin ayetlerden çıkardığı mesajlar

İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.

Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

Saff 2: Yalandan uzak dur.

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

İsra 23: Anne ve babana ‘off‘ bile deme.

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.

Bebegin Yabanci Dil Duyması Cok Onemli



Yaşamlarının ilk 9 ayında yabancı dildeki konuşmaları duyan çocukların, okulda veya yetişkin yaşamda yabancı dilleri öğrenme konusunda daha avantajlı oldukları tespit edildi.

Daily Telegraph gazetesinin Bristol Üniversitesindeki psikologların çalışmalarına dayanarak verdiği habere göre, gelişen beyin, bebeklikte bir "programlama" dönemi geçirerek ana dili olacak olan dildeki anahtar sesleri tanıyacağı ömür boyu süren bir yetenek geliştiriyor.

Bu sürecin, ana dilde kullanılmayan sesleri filtreleyerek beynin konuşmayı anlamasına yardımcı olduğu ancak yabancı dillerden daha önce duymadığı sesleri tanımasını da zorlaştırdığı bildiriliyor.

Gazete, ilk bir kaç aylık bebeklikleri döneminde bir çok dili duyan çocukların duydukları bütün dillerden sesleri tanıma konusunda bir yeteneğe sahip olduklarını belirtti.

Örnek olarak, İngilizler sadece bir tek "k" sesi tanırlarken, Irlandalılar, Ruslar ve Türklerin ince ve kalın "k" sesisini ayırdedebildikleri ve bu seslerin bu dillerde farklı anlamlar oluşturduğu kaydediliyor.

Cocuk Oto Koltukları Icin En Güvenli Yer



ABD'de yapılan bir araştırma, çocuk oto koltukları için en güvenli yerin arka koltuğun ortası olduğunu ortaya koydu. Araştırma yaralanma riskini yüzde 43 azalttığını ortaya koydu.

Pennysylvania Üniversitesi ve Philadelphia Çocuk Hastanesi araştırmacıları, ABD'nin 16 eyaletinde 1998-2006 yılları arasında, içinde 3 yaş ve altındaki çocukların bulunduğu otomobillerle yapılan 4790 kazayı inceledi.

Yapılan araştırma, oto koltuğunu arka koltuğun ortasına yerleştirmenin, yan koltuklara oranla yaralanma riskini yüzde 43 azalttığını ortaya koydu.

Araştırma ekibi, incelenen kazalarda ancak yüzde 28'lik kesimin oto koltuğunu arka koltuğun ortasına koyduğunun tespit edildiğine dikkati çekerken, yüzde 41'in arta koltuğun sağına, yüzde 31'in de soluna yerleştirdiğini belirtti.

Oto koltuğunun ortaya konulmasının en az tercih edileni, ancak en güveniliri olduğu belirtilerek, bunun nedenlerinden biri olarak, yandan darbelere karşı çocuğun daha korunaklı olması gösterildi.

Kadinlara Erkek Robotlar Geliyor



Kadınların tek komutuyla satranç oynayacak, çiçekleri sulayacak ve cinsel birlikteliği gerçekleştirecek..


Alman sanatçı Franz Steiner’ın kadınlar için çizdiği gelecekte erkeklere yer yok. Sanatçının bilgisayar teknolojileri yardımıyla yarattığı fütüristik çalışmalarda 2045’in kadını yüzlerce erkek robota hükmederken kendi de biyonikleşiyor ve ayakkabı değiştirir gibi organ değiştirerek, kadınların yüzyıllar süren hayali, ebedi gençliğe kavuşuyor.

Hürriyet'in haberine göre Franz Steiner ve blutsbrueder-design ekibi, 2045’in fütüristik kadın portresini çizerken göz alıcı ama bir o kadarda eleştirel bir CGI (Computer Generated Imagery) çalışması yapmış. İlk aşamada gerçek mekanlarda kadın foto modellerle fotoğraflar çekilmiş. Daha sonra ise Photoshop ve modelleme programı 3ds max ile biyonik organlar ve robotlar eklenerek fotoğraflar son haline getirilmiş.

Bu çalışmada hayal edilen yıl 2045. Kadın, yıllardır mücadele ettiği ikinci sınıf insan muamelesinden kurtulmuş görünüyor. İş yaşamında egemenlik kadının elinde. Emri altında çalışan yüzlerce robota hükmediyor. Kullanılan teknolojik araçlar göz alıcı. Ses komutu ile çalışan "gözlük bilgisayar" tasarımı aralarında en etkileyici olanı.

Tabii ki kadının hayatı sadece iş yaşamındaki değişim ile kalmıyor. Kadın, bu manalı mesajlar veren projeyle hayalindeki genç ve güzel görünüme ve arzuladığı gibi bir partnere kavuşuyor. Geçen yıllar içinde robotların çoğaldığı bir dünyada elbetteki kadınlar da biyonikleşiyor. Biyonik kadın, vücudunun beğenmediği ya da modası geçen parçasını değiştirebiliyor.

Örneğin ayağından memnun değilse ayak, burnundan memnun değilse burun satın alıp takıyor. Projedeki en can alıcı mesaj ise kadının yaşamından kendisini asla memnun etmediğine inandığı erkeğin kaybolması. Geleceğin kadını maalesef bir robotla yaşamayı tercih ediyor. Tek düğmeyle emir verdiği robot. Onunla satranç oynamaktan, çiçekleri sulamaya ve cinsel beraberliğe her komutu, bir robottan beklenebileceği gibi itirazsız yapıyor.

Iste Unlülerin Dogal Guzellik Sirlari!



Bakımlı görünümleriyle herkesin beğenisini kazanan magazin dünyasının ünlü isimleri güzelliklerini korumak için doğal yollara başvuruyor. İşte uyguladıkları en son yöntemler....

Güzellik için uygulanan en son doğal yöntemler...

GÜL GÖLGE: Her hafta iki ayrı program sunan Gül Gölge, cildinin bakımına ve güzelliğine büyük önem veriyor. Bol bol havuç, balık, elma ve yoğurt yediğini söyleyen ünlü sunucu şöyle konuşuyor: “Cildimi temizlemek için mağazalarda satılan kozmetik ürünlerini kullanmayı sevmiyorum.

Ben her konuda suyu tercih ediyorum. Ayrıca makyajımı çıkardıktan sonra her gün yüzümü buzla yavaş yavaş ovarım. Bu hem beni dinlendiriyor, hem de gözeneklerin açılmasını sağlayıp cildimi canlandırıyor. Ayrıca haftada bir kere mutlaka vücuduma kese yaptırıyorum.

GÜL SUYU MASAJI

NEFİSE KARATAY: Oyunculukta da şansını deneyen ünlü manken, güzelliğini bir süredir 'gül suyu' seanslarıyla koruduğunu söylüyor. Hiçbir zaman pahalı kozmetik ürünleri kullanmadığını, onun yerine doğal yöntemlerle bakım yapmayı tercih ettiğini belirten Karatay, “Her sabah ve akşam cildimi mutlaka gül suyu ile masaj yaparak dinlendiririm. Hanımlara tavsiye ediyorum" dedi.

BALLI ISIRGAN OTU SUYU

ARZUM ONAN: Mankenlikten sonra, kameraların karşısına geçen ve oyunculukta da isminden söz ettirmeyi başaran Onan, güzelliğini doğal içerikli ürünlerle korumaya çalışıyor. Kemerburgaz'daki evinin bahçesinde domates, biber yetiştiren Onan, organik besin tüketmenin sağlık için çok önemli olduğunu söylüyor. Onan, oğlu Can ile birlikte her sabah 'Ballı Isırgan Otu Suyu' içiyor.

MERAL KAPLAN: Ünlü Hollywood oyuncusu Cameron Diaz'a benzerliğiyle ünlenen manken ve oyuncu, cildini temizlerken hırpalanmamasına büyük önem verdiğini söylüyor. Cildine herhangi bir kozmetik ürünü sürmek yerine 'süt tozu' masajı yapmayı tercih ettiğini kaydeden Kaplan, “Bu yöntemi yabancı bir kadın dergisinden öğrendim. Süt tozunu su ile hafifçe ıslatarak yüzüme halkalar şeklinde masaj yapıyorum. Bu sayede cildim yumuşak ve taze kalıyor" diye konuştu.

ORKİDE ÇİÇEĞİ KREMİ

LERZAN MUTLU: Singapurlu ve Malezyalı kadınların ciltlerinin tazeliğine hayran kaldığını belirten şarkıcı Mutlu, bu konuyu uzun süre araştırmış. Ve sonunda Orkide çiçeğinin çok yetiştiği Uzakdoğu'da kadınların bol kullandıkları, 'Orkide özü' ihtiva eden krem çeşitlerinden getirtmiş. Ünlü şarkıcı şimdi akşamları, orkide kremleriyle masaj yaptırdığını ve bunun çok büyük faydasını gördüğünü söylüyor.

SUDAN VAZGEÇMİYOR

ÇAĞLA ŞIKEL: Podyumların başarılı mankeni güzelliğini 'su' ile korumaya çalışıyor. Her gün hiç aksatmadan duş aldığını belirten Şıkel şunları söylüyor: “Ben de tüm hanımlar gibi ara sıra yeni çıkan kremleri deniyorum. Faydasını gördüklerim de oluyor ama ben suyun 'hayat' demek olduğuna inanıyorum. Su ile çok barışık bir insanım. Her gün balık gibi mutlaka suyun içindeyim. Mutlaka günde iki litre su içiyorum. Suyu hiçbir yönteme değişmem."

Bebeğe Zor Kelimeler Nasıl Söyletilir?



Bebeğe telaffuz edemeyeceği şeyleri söyletmek ve onunla daha iyi iletişim kurmak için Polonyalı bazı dilbilimciler, sağır ve dilsizlerin kullandığı işaret diline başvurmayı önerdi.

Lehçe "przepraszam" (özür dilerim) veya "kurczaczek" (civciv) gibi kelimeleri telaffuz etmek 12 aylık bebek için çok zor, ancak işaret dilinde uzman dilbilimci Danuta Mikulska'ya göre bebeğin halihazırda bazı hareketleri yapabilecek elleri var.

"Bebeğin konuşabilmesi için dişlere, yeterince gelişmiş kas ve ses tellerine ihtiyacı vardır. Buna karşılık, bebek bazı hareketleri yapabilecek ellere zaten sahiptir" diyen Mikulska ve iki akrabasının Varşova'da kurduğu merkezde, işitme engelli olmayan anneler ve bebekleri eğitim görüyor.

Bir saatlik eğitici oyunların oynandığı derslerde söylenen şarkı, okunan şiir ve yapılan alıştırmalarda söz, sistemli olarak sağır ve dilsizlerin kullandığı işaret dilindeki el hareketleriyle pekiştiriliyor.

Bu şekilde çocuk ile ebeveynler arasındaki ilişkinin ve hafızanın güçlendiğini, zekanın geliştiğini, bebeğin ellerini kullanma, konsantrasyon yeteneğinin artığını ve hayal gücünün zenginleştiğini belirten dilbilimciler, yöntemin ayrıca bebeğin konuşmaya, okumaya, yazmaya ve sayı saymaya daha çabuk başlayabilmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Mikulska, "Ev işaretinin ev anlamına geldiğini öğrenince kavramsal iş tamamlanıyor. Konuşabilecek kadar büyüyünce, bebeğin bu işlemi kafasında tekrar yapması gerekmiyor" dedi.

2005'ten bu yana sağır olmayan çocuklarla işaret dili konusunda çalışan Mikulska, aynı zamanda, Polonya'da da işaret dilinin resmen tanınması için mücadele veren uzman grubunun bir üyesi.

Çatlayan Evlilikleri Onaran Cümleler



Evliliklerde tartışma kaçınılmazdır. Ama hataları onarmayı bilirseniz, ilişkiniz dinamikleşir. Onarma girişimlerinde anahtar bazı cümleler vardır ki işinizi kolaylaştırır

Radikal Gazetesi'nde Hatice Yaşar'ın hazırladığı Kadın ve Erkek meseleri dizisi, çiftlere ilişkileri konusunda ışık tutan bilgiler ve uzman yorumlarına yer veriyor. Bugün dördüncüsü yayınlanan dizide "evlenmeden önce bir psikologa danış" başlığı var. Bu yazı dizisinde sözcüklerin gücünü gözler önüne seren ilginç bir bölümü sizlerle paylaşmayı uygun bulduk: İşte o bölüm:

Kelimeleri küçümsemeyin

Evliliğin çetin meselelerini kadın gündeme getirirken kocanın bunları tartışmaktan kaçınmasına rastlanma oranı yüzde 80’in üzerindedir. Bu, evliliğin sorunlu olduğuna ilişkin ilk belirti değil; en mutlu evliliklerde de bu geçerlidir. Evliliklerde tartışma kaçınılmazdır. Ama doğru onarma girişimlerini bilirseniz, bu evliliğinize dinamik bir yapı kazandırır.
Onarma girişimlerinde anahtar bazı cümleler vardır. Bunları kullanırsanız işiniz kolaylaşır.

Sakinleşin

Kendimi daha güvenli hissetmemi sağlayabilir misin?
Sakinleşmeye ihtiyacım var.
Desteğine ihtiyacım var.
Şimdi sadece beni dinle ve anlamaya çalış
Onu geri alabilir miyim?
Lütfen daha nazik davran.
Lütfen sakinleşmeme yardımcı ol.
Lütfen sus ve beni dinle
Bu benim için önemli.
Lütfen dinle.
Dur da sözümü bitireyim.
Taşmaya başladığımı hissediyorum
Biraz ara verebilir miyiz?

Özür dilerim

Aşırı tepki verdim. Özür dilerim.
Çuvalladım, kabul ediyorum.
Tekrar denememe izin ver.
Durumu nasıl düzeltebilirim.
Yani diyorsun ki...
Özür dilerim. Lütfen affet.

Dur!

Ben hatalı olabilirim
Lütfen bir süreliğine duralım
Bir ara verelim.
Bana biraz izin ver. Hemen dönerim.
Taştığımı hissediyorum.
Lütfen dur.
Burada anlaşamadığımız konusunda anlaşalım.
Her şeye baştan başlayalım
Konuyu değiştirelim.

Takdir ediyorum

Hatanın sende olmadığını biliyorum.
Bu sorunda benim payım...
Ne demek istediğini anlıyorum.
... için teşekkür ederim.
İyi bir noktaya değindin,
İkimizin de dediği gibi.
Anlıyorum.
Seni seviyorum.
... için müteşşekkirim.
Sende hayran olduğum şeylerden biri de...
Bu senin değil, bizim sorunumuz.

Hayalinizdeki Gelinliğe Sığabilirsiniz



Yazın gelmesiyle birlikte düğün sezonu da açıldı! Beyaz gelinliği içinde incecik görünmek isteyen gelin adaylarını da diyet telaşı sardı.

Gelin adayları, o mutlu günlerinde bir kuğu kadar zarif ve güzel olmanın hayalini kuruyor ama bu hayal uğruna kimi zaman sağlıklarından bile olmayı göze alabiliyorlar! Gelinlik içinde incecik görünmek için şok diyetlere başvuran genç kızlar, aslında evlilik sonrasında hızla kilo alma tuzağına düşüyorlar.

ZAYIFLIK MI YOKSA ENERJİK OLMAK MI?

Evlilik öncesi yapılan hızlı diyetlerin, hızlı kilo kayıplarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, "Zaten evlilik genel anlamda çeşitli nedenlerle kilo aldırıyor; bir de çok düşük kalorili diyetler yaptıktan sonra bir anda bu diyetleri bırakmak, diyet öncesi kilonuzu bile özler hale getirebilir. Unutmayın; önemli olan zayıf değil güzel, enerjik ve neşeli bir gelin olmanız ve sağlıklı kalmanızdır" diyor. Diyetisyen Unutmaz; düğün yaklaştıkça gelinlikte ince görünmek için yapılan düğün diyetleriyle ilgili uyarılarda bulundu:

MANTIKLI HEDEFLER KOYUP PLAN YAPIN

"Öncelikli olarak zarar görmeyeceğiniz mantıklı hedefler koyun ve diyetinize zamanında başlayın. Düğüne 2 hafta kala yapacağınız diyet sağlıklı olmak koşulu ile size 2 kilo, hadi çok spor yaptınız maksimum 3 kilo verdirebilir; bu nedenle ayda 4 kilo en fazla 5 kilo vermeyi hedefleyin ve buna göre planlamanızı yapın. Almanız gereken besin öğelerinden ödün vermeyin. Her gün sütünüzü, meyvenizi, bol sebzenizi, salatanızı, etinizi ve ekmek ya da ekmek grubunu (bu grubun miktarına dikkat ederek, ama tamamen kesmeden) ve yağları (yine miktarına ve çeşidine dikkat ederek) mutlaka tüketin.

Müstakbel eşinizi bu durumdan haberdar edin, size yardımcı olmasını isteyin. En fazla vakti onunla geçireceğinizi düşünürsek yanınızda pasta, dondurma tüketen biri ile bu programa uymak sizi oldukça zorlar. Evlilik öncesi size uygun beslenme planları oluşturmak, sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve daha kolay hayatınıza geçirebilmek için bir beslenme uzmanından yardım almanız da; tüm bu önerilere uymanıza yardımcı olur ve hedefinize daha kolay ulaşmanızı sağlar.

SPOR İÇİN KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN

"Spor ile birlikte vereceğiniz kilolar sizi hem daha fit hem de daha sağlıklı gösterecektir. Zaman sıkıntısı yaşayacağınız kesin ancak kendinize çözümler üretin. İlle de belli bir sporu yapmak zorunda değilsiniz. İmkanlarınız neyi elveriyorsa onu yapın. Ancak süresini çok kısa tutmamaya (10 - 15 dakika gibi) dikkat edin.

DÜĞÜN STRESİNE KARŞI ÇİĞ SEBZE YİYİN

"Bu dönem büyük ihtimalle hayatınızda yaşayacağınız en stresli dönemlerden biri olacak. Bu nedenle stres faktörünü göz önüne alarak hareket edin. Sizi strese sokacak insan ve ortamlardan uzak kalmaya çalışın. Stresinizi yemekle atlatan biriyseniz tek şansınız çiğ yenilebilen sebzeler (miktarını abartmadığınız taktirde havuç da olabilir) ve su. Ayrıca stresinizi tetikleyebilecek kafeinden mümkün olduğunca uzak durup, bunun yerine sevdiğiniz bitki çaylarını tercih edebilirsiniz. Susuz kalmamaya dikkat edebilir, açlığında stresinizi tetikleyeceğini göz önüne alarak mutlaka ufak da olsa ara öğünler yapabilirsiniz (meyve, süt, ayran, yoğurt vb).

Düğün diyeti için örnek mönü

KALKINCA: Bol su içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi

KAHVALTI: 2 dilim esmer ekmek + 2 dilim yağsız peynir veya 1 dilim yağsız peynir + 1 yumurta + şekersiz çay + domates + salatalık + maydanoz

ARA: 1 meyve

ÖĞLEN: ÖRNEK 1: Ton balıklı veya tavuklu salata

ÖRNEK 2: Sebze yemeği + 1 kase light yoğurt + 1 dilim esmer ekmek

ÖRNEK 3: 100-150 gram et + salata ARA: 1 meyve ARA: 1 bardak light süt veya 1 bardak light yoğurt, 2-3 kaşık sade yulaf veya 1 paket diyet bisküvi

AKŞAM: Etsiz sebze yemeği, 1 kase light yoğurt, salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağlı), 1 dilim esmer ekmek

ARA: 1 porsiyon meyve

Cilt Tipinize Göre Cilt Bakımı



1) Normal-Karma Cilt : Normal cildin görüntüsü, rengi düzgün ve sağlıklıdır.Alın çevresi , burun, çene bölgeleri hafif yağlı, diğer bölgeleri ise kuru olabilir.
2) Kuru Cilt : Kuru bir cilt yapısına sahip olanlar yüzlerinde gerginlik hisseder. Bilhassa sabun ile yüzlerini temizlikten sonra bu gerginlik hissi çok daha fazla olur. Kuru cilt genellikle pul pul olur ve çabuk kırışır. Yer yer kızarıklıklar olabilir.
3) Yaşlı ve Güneşten Zarar Görmüş Cilt : Bu tipteki cildin rengi soluktur ve kırışıklıklar gözle bile belirgin bir şekilde görülür.
4) Yağlı Cilt : Yağlı ciltlerde lekeler ve siyah noktalar oldukça fazladır.Ayrıca bu cilt tipi geniş gözeneklidir.
5) Hassas Cilt : Hassas cildin gözenekleri iyi görünmesine rağmen, cildin ince yapılı olmasından dolayı alerjiye ve diğer cilt sorunlarına karşı oldukça hassastır.

Nasıl Bir Ürün Kullanmalıyız Kuru Cilt: Kuru ciltlerde özellikle alkol içeren ürünlerden uzak durmak gerekli. Bu tip ürünler cildimizdeki nemi söküp atar. Yumuşak ve sabun içermeyen sıvı temizleyici ile cildi temizledikten sonra gliserin, hiyalironik ve asit gibi ürünlerden edilmiş, cildin nem kaybını minimuma indiren nemlendirici kremler kullanmak gerekir. Ayrıca güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi korumak için SPF 15 içeren bir ürünü her gün dışarıya çıkmadan yarım saat önce kullanmalıyız.

Yağlı Cilt: Yağlı cilde sahip olanlar aşırı yağlı ürünlerden uzak durmalıdır. Yağlı ciltler yağ bağlayıcı sıvı ya da jel temizleyiciler kullanmalıdır. Krem bazlı sabunları kullanmamak gerekir. Losyon gibi suyu ciltte tutan humectane içeren nemlendirici kremleri kullanmak gerekir. Özellikle ergenlik çağında olan gençlerde çok sık görülen hormon değişiklikleri yağlı ve sivilce oluşumuna yatkın ciltlerin temizliği ve uzman doktor tarafından tavsiye edilen ürünlerin düzenli bir şekilde kullanılması önemlidir. Yağ içermeyen (oil-free) güneşin zararlı ışınlarından koruyan kremler kullanın. . Karma Cilt: Karma ciltte T bölgesi olarak bilinen yüzün yağlı kısımları olan yanak, alın burun, çene çok daha yağlıdır. Diğer bölgelerde ise kuruluk vardır.. Normal karma cilt için kullanılan temizleme maddeleri yanaklar için daha uygundur. Diğer bölgelerde ise daha sert etki yapar. Bu yüzden sadece cildin ihtiyaç duyulan yerlerine uygulanması gereken ürün T bölgesinde sivilcelenmelere yol açabilir. Yağ içermeyen (free-oil) ve güneş ışınlarından koruyan kremler kullanabilirsiniz.

Anne ve Kız Neden Düşman Olurlar?



Bir anne kızından ya da kız annesinden niçin nefret eder? Nefret nasıl olur da onu öldürmeye kadar gider? Psikolog Sinem Demir’e göre rekabetin kökeninde bakın ne var

Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir’e göre; anne-kız arasındaki tehlikeli rekabetin ve düşmanlığın altında sevgisizlik, bastırılmış duygular ve toplumsal baskı gibi birçok neden yatıyor…

Hayatta bir çocuk için annesinden daha değerli bir varlık olabilir mi? Peki bir anne için çocuğundan daha önemlisi? Normal şartlarda bu sorunun yanıtı ‘hayır’dır! Hele de anne ve kız söz konusu ise gözümüzün önüne çok daha güçlü bir sevgi bağı gelir. Ama özellikle son zamanlarda tanık olduğumuz anne-kız cinayetleri, anne-kız ilişkisinin aslında her zaman o kadar da toz pembe olmayabileceğini gözler önüne serdi. Peki bir anne kızından ya da bir kız annesinden neden nefret eder? Hatta bu nefret nasıl olur da onu hunharca öldürmeye kadar gider? Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir; anne-kız ilişkilerine mercek tuttu:

BABA MAZLUM ANNE SUÇLU

Son dönemlerde ‘annesini öldüren kız’ trajedisini konu alan haberlere bakıldığında benzerlikler dikkat çekiyor. Sadece cinayetle sonuçlanan değil, annenin kızını şiddetli bir şekilde suçladığı durumları konu alan haberlerde de ortak noktalar gözleniyor. Bu kızlardaki en benzer nokta, anneleriyle ilişkilerinin ‘sürekli’ ve ‘şiddetli’ bir çatışma halinde olması. Annelerinin kendilerini sürekli aşağıladıklarını, özellikle cinsel-ahlaki yönden suçladıklarını söylüyorlar. Babalar; ya çocukluk döneminden itibaren ortadan kaybolmuşlar veya daha sonra ayrılık yaşanmış ve başka bir evde yaşamaya başlamışlar. Babalarını hiç görmemiş olanlar, bunun annelerinin engelleriyle olduğunu ve babalarıyla ilişki kurma ihtiyaçlarının haksız bir şekilde engellendiğini düşünüyorlar. Baba (bazen yıllar sonra), ‘bir şekilde’ durumunu anlatmış ve kızlar ona ‘bir şekilde’ hak vermişler. Buna rağmen hiçbiri tamamen babasıyla yaşamayı seçmemiş veya babaları onları çağırmamış. Kızların hepsi, anneleriyle yaşadıkları evin dışında dayanak noktaları oluşturmuşlar, bir nevi ‘yeni evler’ yaratmaya çalışmışlar. Arkadaşları, arkadaşlarının aileleri vs…

DUYGUSAL YOKSUNLUK KATILAŞTIRIR

Öncelikle babanın olmadığı durumlarda anne-kız ilişkilerine göz attığımızda; özellikle geleneksel toplumlarda, bir ayrılık durumunda yalnız kalan kadının adeta takibe alındığına tanık oluruz. Hele kadının kız çocuğu varsa, ‘senin bir kız çocuğun var, daha dikkatli olmalısın, hata yapmamalısın’ klasik bir önermedir. Bu hata, çoğunlukla karşı cinsle ilişkisinin olup olmamasıyla ilgilidir. Karşı cinsten uzak durmaya çalışan ve bir yandan evin sorumluluğunu tek başına üstlenen kadının ruhsal yapısı, gittikçe ‘katılaşmaya’ başlayabilir. Uzun süre duygusal (sevilme-sevme-cinsellik-sosyalleşme açısından) yoksunluk yaşamak, ‘aşırı sinirliliğe’ dönüşebilir. Dış dünyayı ise ‘kendisi ve kızı için tehdit edici’ bir yer olarak değerlendirebilir. Eğer kişide psikiyatrik bir yatkınlık da varsa; bu katılık, şiddet içeren öfke patlamaları ve düşmanlık hissine varabilir, hatta tamamen ‘paranoid’ bir hale gelebilir.

KIZIM OLDU HAYATIM BİTTİ!

Diğer taraftan, kızı ergenlik çağına geliyordur ve karşı cinse yönelecektir. Anne katılaşmışsa, bastırdığı ‘kadınsı duygu ve dürtüleri’ kızının yaşama olasılığına da öfke duyabilir. Kendisi hayata kapanmışken, kızının hayata karışma isteğine öfke duyar. Kendisini dış dünyaya kapatmasının sorumlusu olarak görebileceği kızına ve ‘yaşam’ı hatırlatan olan her şeye düşmanlaşabilir.

Ruhsal yapısı esnek olan ‘yalnız kadın’ ise yıllar içinde ‘kendini koruma ve sosyalleşme’ arasındaki dengeyi kurabilir. Dış dünyayı ‘tamamen ve sadece’ tehdit edici bir yer olarak değerlendirmez; kendini koruma yollarını geliştirirken, bir yandan da güvendiği ve destek alacağı sosyal dayanak noktaları oluşturur. Duygusal olarak deşarj olmak için uygun yollar geliştirmeyi öğrenir. Bu şekilde, içindeki dürtüler sadece öfkeye dönüşmez; dünyayı algısı da sadece ‘düşmanlık ve tehdit beklentisi’ etrafında şekillenmez.

KIZINI RAKİP GÖREN ANNELER

Baba faktöründen bağımsız olarak anne-kız çatışmasının ileri derecede olduğu bazı durumlarda ise; anne özellikle kızlarını kendisine rakip olarak görür. Kızlarıyla derinden ve samimi bir şekilde ilgilenemez. Kendi ihtiyaçları ön plandadır. Oğulları ve eşiyle (yani erkeklerle) bir sorunu yoktur. Bu tür durumlarda baba, dışlanan kız çocuklarına aşırı duyarlı bir hale gelip bu açığı kapatmaya çalışabiliyor. Kimi durumlarda ise, baba da annedeki ‘benmerkezciliğe’ kapılabilir. Annenin kızına karşı ‘sevgi-nefret’ karışımı hisler beslemesinin alt yapısında pek çok psikolojik sebep olabilir; kendi doğduğu ailede kız çocuklarının değersiz olması, kendi annesiyle sorunlu ilişki yaşamış olması... Ortak nokta ise; anneden gelen sıcaklık hissinde eksiklik, bir erk (eş, baba, erkek çocuk) tarafından desteklenmeyince kendi varlığını hissedememe.

SEVGİ BAĞI SAĞLAMSA SORUNLAR AŞILABİLİR

Normal durumlardaki anne-kız ilişkilerinde ise; hamilelikten itibaren gelişi mutlulukla karşılan kız bebek ve annesi arasında, koşulsuz sevgi, temel ihtiyaçlarının tutarlı bir şekilde karşılanması ve samimi bir sıcaklık vardır. 4 yaşlarından itibaren kız bir yandan anne gibi olmak ister ve kız olmaya dair duyguları depreşir; bir yandan da babaya yakın olmak ister ve annesiyle çatışması, rekabeti artar. Anne, bir süre önce sevgili bebeği olan bu kız çocuğunun rekabet hissi karşısında şaşırabilir, karşısındaki bir yetişkinmiş gibi alınganlık ve üzüntü yaşayabilir.

Kızın geri adım atarak annesiyle antlaşma imzalamasını ve babasıyla uygun mesafeye geçmesini üç etken belirler:

1. Çocuk, çatışma yaşasa da annesini seviyordur; ilk yıllarından itibaren annesinin sevgi hissinden emin olmuştur ve bu sevgiye ihtiyacı olduğunun farkındadır,

2. Anne, kızıyla eşi arasına mesafe koymaya devam etse de, çatışmayı ‘anne’ ve ‘yetişkin’ olarak yürütebilir, kızına sıcaklık hissi kaybolmaz

3. Baba; anne ve kızın arasındaki çatışmada hem kızını tamamen görmezden gelmez, hem de çocuğun annesini değersizleştirmesini desteklemez (veya annenin değersizleştirilmesinde rol alan diğer yakın akrabaları engeller).